Hızlı yemek ve hızlı besin yetiştirmek insan sağlığını tehdit ediyor. Bir sohbeti bölüşerek, aralarda durup dinlenerek paylaşılan yemekler yerini çabuk tüketilen besinlere bırakıyor. Yiyeceklerimizi hakkını vererek 'şükrünü eda ederek', onlarla ve o masanın etrafında bulunan dostlarımızla konuşarak tüketmek, bizi daha insan kılar.
Güneşi ve gökyüzünü görebilenler, hayatı uzun bir şimdi veya yekpare, geniş bir an olarak yaşayabilenler, 'İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür!' diyebilenler eve mutlu dönüyor.
Modern dünya bizden çok hızlı davranmamızı istiyor. Zihiinsel zaman hızlanırken, duyguların zamanı kendi yavaşi ritmiyle ilerliyor. Zihin ve duygu zamanı arasındaki fark büyüyor. Zamanında yaşanmamış, görmezden gelinmiş, ihmal edilmiş ve işlenmemiş duygular endişe nöbetleri ve iç huzursuzluğu şeklinde bizi sürekli yokluyor. Endişeden kaçmak için daha çok hızlanıyor, hızlandıkça insanlığımızın dokusunu oluşturan duygularımızdan daha uzağa düşüyoruz.