Sebahat Cenik

Sebahat Cenik
@SebahatnurR
Ağızdan çıkan her söz duadır. Gün içinde neler söylediğinize dikkat edin. Her kelimeniz yakardığınız bir duayken, siz bugün kendiniz için neler istediniz? instagram.com/sebahatnurcenik...
Birbirimize sarıldık. Her kavgadan sonra yaptığımız gibi kahkahalarla güldük. Ona her zamanki gibi, o kızın yapacağı gibi gülümsedim. Ama o kız burada değildi ve o gülümseme sahteydi.
Sayfa 313 - Domingo·Kitabı okudu
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gel gelelim yüz aynı yüz değildi. Bu seferki daha yaşlıydı ve yumuşak, kaşmir bir kazağın tepesinde süzülüyordu. Her şeye rağmen haklıydı Dr. Kerry: Giysiler değildi bu yüzü, bu kadını farklı kılan. Yaşamın değiştirilemez olmadığına dair gözlerinin ardındaki, çenesinin duruşundaki bir şeydi; bir ümit, bir inanış ya da bir kanaat. Gördüğüm şeyin ne olduğunu tanımlayacak sözü bilmiyorum ama sanırım inanç gibi bir şeydi
Sayfa 311 - Domingo·Kitabı okudu
1000Kitap
"Baban ne iş yapıyor?" "İmam." "Yani din adamı." "Evet. Biz Müslüman Boşnakız." "Olabilir," dedi Profesör Duşanka. "Ben de bir sırpım, Hristiyanım, aynı zamanda Ortodoksum. Bu çatı altında bunların hiç bir önemi yok. Bu konservatuarda dinler değil, evrensel müzik saygı görür. Chopin'in sırf Polonyalı bir Katolik olduğu ya da Beethoven'ın Alman Protestanı olduğu için bu konservatuardan konulduğunu düşünebiliyor musun? O zaman ne büyük bir insanlık suçu işlenirdi..."
Sayfa 6·Kitabı okudu
"Seni sen yapan şeyin en güçlü belirleyicisi kendi içinde yatıyor," dedi. "Profesör Steinberg Pygmalion diyor buna. Hikayeyi düşünsene, Tara." Duraksadı, bakışları çakmak çakmak, sesi deliciydi. " Pygmalion üstüne güzel giysiler geçirmiş, sıradan bir Doğu Londralıydı. Ta ki kendine inanana dek. O noktadan sonra ne giydiğinin önemi kalmadı."
Sayfa 264 - Domingo·Kitabı okudu
"Burası sihirli bir yer," dedim. "Her şey ışıldıyor." "Bu şekilde düşünmeyi bırakmalısın," dedi Dr. Kerry sesini yükselterek. "Sadece belli bir ışıkta parlayan ahmak altını değilsin sen. Neye dönüşürsen dönüş, kendinden nasıl birini çıkarırsan çıkar, bil ki sen hep oydun. O senin içinde daima vardı. Cambridge'de değil. Sende vardı. Altınsın sen. BYU'ya dönmek, hatta geldiğin o dağa dönmek, kim olduğunu değiştirmez. Başkalarının seni nasıl gördüğünü, hatta senin kendini nasıl gördüğünü değiştirebilir - altın bile bazı ışıkta donuk görünür - ama asıl o bir yanılsamadır. Her zaman da yanılsamaydı."
Sayfa 263 - Domingo·Kitabı okudu
1000Kitap