İnsanlar yalpalamadan yaşama dirayetini hep takdirle karşılarlar, fakat, zorluklarına talip olmayı rasyonel bulmadıkları için nedense istemezler. Tam düşecekken vargücünle doğrulmayı bilmenin aslında hiç de öyle keramet göstermekle vesaire bir ilgisi yok, aksine bütün bütün sebat etmekle bir ilgisi var, halis niyetler beslemekle bir ilgisi var, dosdoğru bağlılıklar taşımakla bir ilgisi var. İnsan elif’ten ye’ye bir tutukluğu yaşayabilir, kim içindeki şeytanı kolaylıkla susturabilmiş ki zaten, fakat uzun soluklu susuşlarının altında yatan şeyin ne olduğunu kesinkes bilmesi gerekir. Diğer türlü hep bir ‘Caesar korkusu’ ile tükenir ömrü, tıpkı Shakespeare’in Flavius’a söylettiği gibi: “Caesar’ın kanatlarında büyüyen tüyleri yolalım ki / fazla yükseklere uçamasın alabildiğine: / Yoksa insanüstü yüceliklere ulaşıp / bir köle korkaklığı içinde yaşatır bizi.”