Şebnem

Koyu renk bir miğfer gözleri hariç bütün yüzünü kapatıyor, bronz baldır zırhları ayaklarını örtüyor. Akhilleus iki elinde birer mızrakla duruyor ve beni tanımıyor
Sayfa 124
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Dünyayı bir lokmada yutabilirim.”
Sayfa 108
Gözlerini açtı. “Mutlu olan bir kahraman söyle bana.” Düşündüm. Herakles delirip ailesini öldürmüştü. Theseus karısını ve babasını yitirmişti; İason’un eski karısı, yeni karısıyla çocuklarını katletmişti; Bellerophontes Khimaira’yı öldürmüş ama Pegasos’un sırtından düşüp sakat kalmıştı. “Söyleyemezsin.” Akhilleus doğrulup oturmuştu, öne eğiliyordu. “Söyleyemem.” “Biliyorum. Hem ünlü hem de mutlu olmana asla izin vermezler.” Tek kaşını kaldırdı. “Sana bir sır vereceğim.” “Söyle.” Böyle davranması çok hoşuma gidiyordu. “Hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım.” Elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı. “Yemin et.” “Niye ben yemin ediyorum?” “Sebep sensin de ondan. Yemin et.” “Yemin ediyorum,” dedim. Yanaklarındaki rengin, gözlerindeki alevin içinde kaybolmuştum.
Sayfa 107
Bu yönüne bayılıyordum. Bir şeyi kaç kere sorarsam sorayım, her defasında ilk kez soruyormuşum gibi cevap veriyordu.
Sayfa 106
Bu yüzü karanlıkta da, kılık değiştirmişken de tanırdım dedim kendi kendime. Deliliğin pençesindeyken bile tanırdım.
Sayfa 87