Şebnem Vitrinel

Şebnem Vitrinel
@Sebnem_Vitrinel
Yıllarca sinema sektöründe çalıştıktan, yapımcılık ve senaristlik yaptıktan sonra, -COVID sağolsun- evde oturan bir insana dönüştüm. Böylece, galiba hayatta yapmak istediğim tek şey olan yazmaya zaman ve enerji ayırabildim.
Üniversite - Lisans
4 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Kitabın arka kapağında ilgimi uyandıran ilk bilgi, yazar olarak adı geçen Boileau-Narcejac’ın aslında iki Fransız yazarın ortak çalışmalarında kullandıkları bir mahlas olmasıydı. İki yazarın birlikte çalışması bende her zaman merak uyandırıyor. Senaryo gruplarının birlikte çalıştıklarını biliyorum ama orada çok açık iş tanımları vardır. Kimin hikaye, kimin tretman yazacağı, kimin diyalog dökeceği bellidir. Acaba iki yazar çalışırken nasıl ilerliyor bu iş? Bir uyumsuzluk olduğunda son kararı kim veriyor? Arka kapak aynı zamanda bu romanın Hitchcock’un ünlü Vertigo filmine de ilham olduğunu söylüyor ki ben editör olsam bunu yazmazdım, en azından oraya yazmazdım. Türünün klasikleri arasında girmiş bu filmi cinayet romanlarına özel ilgi duymayan birçok insan da izlemiştir. Dolayısıyla da olayların çözüm noktası sayılabilecek finali çok açık eden bir bilgi. Filmi izlemiş olanlar açısından kitabın tadı biraz kaçabilir. Soğuk Ter klasik noir romanlarının en sevdiği sahneyle başlıyor: Dramatik bir olay sonucunda polislikten ayrılan ve avukatlık yaparak hayatını sürdüren Flaviéres eski okul arkadaşı Gévigne tarafından ziyaret edilir. Gévigne birkaç yıl önce zengin bir genç kadınla evlenmiştir, ancak mutlu giden evliliğine son zamanlarda gölge düşmüştür. Adam karısının bir tür buhran geçirdiğini ve kendisine zarar verebileceğini düşünmektedir. Zengin ve güçlü bir adam olan Gévigne kendisiyle aynı ayarda görmediği açıkça belli Flaviéres’in karısını izlemesini ve gerektiğinde korumasını ister. Bu başlangıcın ardından biz de Flaviéres ile birlikte kendimizi 1940 yılının, savaş tehdidi altındaki son derece gergin Paris’inde, hakikaten de psikolojisi bozuk görünen gizemli -ve elbette çok güzel- bir kadının peşinde buluruz. Yalnız sinirleri harap durumda olan tek kişi Madeleine
Soğuk TerPierre Boileau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024270 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Neden odaklanamıyoruz?
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Johann Hari Diyelim ki zamanınız çok az, hayatınızda kitap okumaya fazla bir yer açamıyorsunuz ve bu yıl sadece tek bir kitap okuyabileceksiniz. İşte size o kitap! Johann Hari’nin Çalınan Dikkat kitabını içinde bulunduğumuz dönemin başarılı bir değerlendirmesi olarak okuyabileceğiniz gibi sanki bir korku / gerilim romanıymış gibi de okuyabilirsiniz. Hari kendi yeğeninin ekran bağımlılığıyla başlayan bir arayış, öğrenme, yeniden öğrenme yolculuğuna çıkmış ve edindiği -kimileri gerçekten dehşet verici- bilgileri bizimle paylaşmış. Benim kitabı okuyuşum, Netflix’de Social Dilemma / Sosyal İkilem belgeselini izlememle aynı zamanlara denk düştü. Ona da göz atmanızı tavsiye ederim. Hari’nin kitabındaki bazı uzmanlar bu belgeselde de konuşmuşlar. Zor ve dağınık bir konuyu çok iyi derleyip toplamış Hari. Bugün içinde yüzdüğümüz dikkat dağınıklığı, uykusuzluk, zamansızlık çorbasını 12 ana başlıkta incelemiş. Her bir başlık için dünyanın bir tarafına gidip uzmanlarla görüşmüş. Böyle anlatınca kitabın teknik bilgilerle dolu olduğunu sanmayın. Yazar konuya kişisel bir noktadan baktığı ve kendisini de sorunun içinde biri olarak konumladığı için size tepeden bakıldığını hissetmeden olaya dahil olabiliyorsunuz. Hari açıklamaya çalıştığı konularda kendisi de uzman olmadığı için sade bir dil kullanmaya ve bazıları gerçekten çok girift meseleleri anlaşılır hale getirmeye özen göstermiş. Kitabın bende sağlam bir iz bırakmasını sağlayan iki noktadan da bahsetmek istiyorum; Birincisi, Hari bize birer kişisel zaaf ya da yetersizlik gibi dayatılan, o yüzden de ‘irademizi kullanarak’ kendi başımıza çözmemiz beklenen bu zihinsel dağınıklık halinin aslında ne kadar sistematik bir çalışmanın sonucu olduğunu çok net göstermiş. Konuştuğu kişilerden bazıları sosyal medyanın hayatımızı işgal
1000Kitap
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Kadınlar Aniden Ortadan Kaybolsa?
7/10
·245 syf.··
2024 2. kitabı
Editörlüğünü Amy Spangler ve Mustafa Ziyalan’ın yaptığı “Kara İstanbul” naçizane fikrimce nefis bir öykü seçkisi. Hikâyeler, kitabın isminden icazetle ruhun ve şehrin leş kokulu sokaklarında dolaşıyor. Kitapta birkaç tane kadın yazar da var. Bayağı sert ve fütursuzlar üstelik. Yine de kendimi erkeklerin o ilkel, hoyrat dünyasında dolaştığım duygusundan alamıyorum. Zaten az sayıdaki kadın yazarlardan biri hariç diğerleri de hikayelerini erkek kahramanlar üzerinden anlatmışlar. Şehrin unuttuğu mahalleler, intikam ateşiyle kendilerini bile dehşete düşüren canilere dönüşen sıradan insanlar, bir travestiden uyarılıp paniğe kapılan maço erkekler, kendilerini öldüren kapitalistlerden intikam almak için dünyaya geri dönen devrimci hayaletler… Kitap boyunca, hiçbir parfümün üstesinden gelemeyeceğini sezdiğiniz, sidik, kan ve leş kokusu sürekli okuyucusuna eşlik ediyor. Üç yıl önce Anadolu yakasının steril mahallerinin birinden Beyoğlu’na taşındığımda kendimi daha iyi hissetmemin sebebini düşünüyorum. O güçlü, ait olduğum yere geldim duygusu. Buranın İstanbul’un kültür merkezi oluşundan değil, entelektüelliğin bana cazibeli gelmediğini biliyorum. Beyoğlu sokaklarının içine sinmiş çiş ve çöp kokusu buraya çekiyor beni. Bu hayat anca böyle kokabilir diyorum sürekli kendime, buraya yakın olmayı daha sahici buluyorum. Üstelik daha da dürüst olursam bunun sebebinin hayatın sınıfsal ve sömürgeci örgütlenmesi değil insan ruhunun ta kendisi yüzünden olduğunu hissediyorum. Büyük ağabeylerimizden birkaç cümle geliyor aklıma: “Yanlış bir hayat doğru yaşanamaz.” Ve Bergman abimizin yedinci mühür filminden bir diyalog: “Öyle aptalsın ki anca insan ruhunu oynayabilirsin.” Hayatı tam da böyle iflah olmaz bir şekilde yanlış, ruhumu da aldığım tüm eğitimlere rağmen ilkel hissederken neden
Kara İstanbulAmy Spangler · Everest Yayınları · 200813 okunma
Bilal'in İhmal Edilen Aşkı
5/10
·458 syf.··
2024 3. kitabı
Sinekli Bakkaldan aklımda en fazla kalan Peregrini ile Rabia’nın aşkı oldu. Berna Moran bu kitabı eleştirirken, kitabın ikinci bölümünü oluşturan bu aşkı ikna edici bulmadığını söylemiş. Ne Peregrini’nin Rabia’yı sevmesi ve onsuz yaşamayacağını söylemesi ne de Rabia’nın Peregrini’yi sevmesi sebeplendirilememiş. Aslında haklı elbette. Halide Edip pek başarılı olamamış bu konuda. Bu ikisi birbirlerinde ne bulmuş belli olmuyor. Fakat ben anladım bu aşkı çünkü kendimden bir şey buldum. Aşkı anladım derken aslında sadece Peregrini’yi anladım ve içimde bu bölümü yeniden yazmak arzusu belirdi. Tabii emin olmak çok güç. Kitapta bir boşluk, eksiklik var fakat nereden kaynaklandığını anlayamadım. Berna Moran’ın kitapta savunulduğunu ileri sürdüğü şeyleri bile önceden uyarıldığım için yakaladım gibi geliyor. Aklıma sadece şu geldi. Sanırım yazarın anlatıcı olduğu yerler, karakterlerin kendilerini ifade ettiği yerler kadar ikna edici gelmiyor bana. Şu şunu düşünüyor, bu böyle hissediyor gibi anlatmalar yerine olayları görmek, konuşmaları duymak istiyorum. Bu yüzden Peregrini ile Rabia’nın sayfalarca anlatılan aşkı, eleştiri kitabında sözü bile edilmeyen zavallı Bilal’le olan flörtü kadar etkileyici değil. Rabia Bilal’in çenesine dokunuyor ve Bilal onun parmaklarını öpüyor. Yazar diyor ki Rabia çok saf olduğu için, kötülük bilmediği için uzun uzun konuşuyormuş onunla ve rahatça dokunuyormuş Bilal’e. Oysa bana hep öyle gelmiştir ki yaşanılan çağ ve ortam ne olursa olsun, bir kadın bir erkeğin ruhunu ateşliyorsa bunu mutlaka bilir. Galiba Rabia sadece mahalleliyi ve konak halkını değil, Halide Edip’i de kandırmış. Üstelik Bilal onu öptü ağzından ve öpücüğü bıçak gibi gitti Rabia’nın içine. Bence Rabia bunu asla unutamaz. Oysa umurunda değilmiş gibi davrandı Bilal
Edebiyat
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 200422,8bin okunma