Kimse soru sormadı, yalnızca doktor, bir gün gözlerim yeniden görmeye başlarsa, başkalarının gözlerinin içine bakacağım, ruhlarını görebilecekmişim gibi, dedi. Ruhlarını mı, diye sordu, gözü siyah bantlı yaşlı adam. Ya da özlerini, nasıl adlandırıldığının o kadar önemi yok, bunun üzerine, koyu renk gözlüklü genç kız, fazla öğrenim görmediği dikkate alınırsa herkesi şaşırtan bir söz söyledi, Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var, işte biz oyuz.
Birinin bize olayların neden başka türlü değil de böyle geliştiğini nereden bildiğimizi sormasında anlaşılmayacak bir şey yok, verilecek cevap da şudur, bütün hikayeler evrenin yaratılış hikayesine benzer, o anda orada kimse yoktur, kimse tanık olmamıştır ama yine de olanları herkes bilir.
Öldü, hepsi bu, neden öldüğünün önemi yok, bir insanın neden öldüğünü sormak saçmadır, neden öldüğü zamanla unutulur, yalnızca bir tek sözcük kalır geriye, öldü ve bizler bu kapıdan çıkıp giden kadınlar değiliz artık, o kadınların söyleyeceği şeyleri biz söyleyemeyiz artık, ötekiler içinse, adlandırılamayan var, adı bu işte, bu kadar.