'Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı'
Sizi doğurup dünyaya getiren kadınların
saçlarından size neydi beyler?
Okşamak, sevmek varken...
Kendi bedeniyle ne yapacağı kararı kendine aittir niye diyemediniz?
İster örter ister açar saygısını neden esirgediniz sizi dokuz ay içinde misafir eden o insandan? Dokuz ay nefesini sizinle paylaşan o kadından? Çekin aklınızı, fikrinizi, ellerinizi saçlarımızdan beyler! İster örter ister açarız, ister kısacık kestirir, ister rüzgâra teslim ederiz. İstediğimiz renge boyatır, istediğimiz şekle sokarız.
Kökü bizdedir. Karar bizimdir.
Saçlarımızı kendinize siper etmekten vazgeçin beyler.
Çıkın saçlarımızın arkasından. Biz sizin kavganızın öznesi değiliz.
" ...pırlanta defalarca tıraşlanmadan pırlanta olmuyor, zeytin dövülüp ezilmeden zeytinyağı haline gelmiyor. Daha değerli bir şeye dönüşmenin yolu biraz zorlanmaktan geçiyor. Biliriz. Çünkü geçtik o yollardan. Nerede uçurum var, neresi viraj, neresi çamur biz geçtik, biliriz. "