''Şiir önem sahibi olduysa bu, ülkemiz insanının kendine kimlik arayışına dolaysız bir araç olabildiği içindir. Yüzyılı aşan bir süredir Türkiye, şairlerinin eliyle kendini deşmiş, varlığını yoklamış ve hatta gücünü sınamıştır.''
''Bir bakıma verilmiş örnekler üzerine alıştırma yapılıyor gibi. Yenileştirici tekniğiyle göze çarpan şairle karşı karşıya değiliz. Bundan anlaşılıyor ki yazıladuran şiir, yenileştirici bir şiirsel sese sahip olmamakla değerlerimizde sarsıntı doğuran, anlamca bizi alışılmadık bir alana çekme gücündeki kimliğe de sahip değil. Açıkçası ''taze'' değil artık şiirimiz, her yönüyle ''bayat'' ve ''yavan''.''
''Doğrusu Türk şiirinin halsizliğini gençler meselesi olarak anlamak yanlış. Genci de yaşlısı da içinde olmak üzere, kelimenin her iki anlamı ile de ''parazit'' bir şiirle karşı karşıyayız bugün. Yani şiir hem kendi gıdasını bağımsızca elde etme çabasını terk etmiş, asalaklaşmıştır hem de şairden kaynaklanıp bize ulaşan yayın (ne yazık ki yine kendi yaydığı) bozuk sesler yüzünden seçiklikle alınamamaktadır. Bu yüzden gencine yaşlısını ayırmadan söyleyebiliriz ki günümüzde yayın alanını kaplayan şiir asalaktır. Yalnızca başka bir gövdeden beslendiği için değil, aynı zamanda köklerini hayatını içine salmadığı, ''intellect''in baskısı altında ezildiği için böyledir. Şiirdir diye sergilenen metinlerin eskitilmiş anlatım imkânlarının yağmalanması sonucu ortaya çıktığını kim gözden gizleyebilir? Şiirin gürlük döneminde birçok şairin belirli bağlamlarda kendilerine özgü kıldıkları kelimeler fütursuzca tekrarlanmakta, mısra tekniği sanki birçok şairi özgün kılmamış gibi anonimleştirilmektedir.''