"Bebekler huzuru ana rahminde tanır. Oradan daha emin bir belde olduğuna inanmadıkları için yeryüzüne geldiklerinde ağlarlar korkuyla. Oysa ruhumuz kafesindeki vahşi kartallar gibidir. Kapak açılınca bir an bile durmaz gurbette!"
"Huylarımız, ağzımızdaki dişlere benzer" diyordu:"Tanrı'nın bahşettiği nimetleri öğütür, bedenlere gıda olmalarını sağlar. Ancak huylar bir kez bozulunca çürümüş dişler gibi cana eziyet eder. Kişi evladının varlığına hastalık katar. Tıpkı gıpta etmenin zindelik vermesi ama hasetliğin güçsüz düşürmesi gibidir bu. Sabretmek direncini artırır, miskinlikse bitirir bedenini. Açıksözlü olursan güven uyandırırsın, patavatsızsan kimse istemez seni. Üstelik çürüyen dişler, bir zaman sonra yanındakileri de bozar. Onları iyileştiremiyorsan çektirmen gerekir. Bırak ki o çürük dişini, bu işi bilen biri çeksin. Acılarına da yanma sakın. Şükret çürüklerini çekene. Bil ki bunu yapan senin iyiliğin için, seni çokça sevdiği için acılarını görmezden geliyor. Yoksa kör değildir dişini çeken. Sızı nedir acı ne? O da bilir; en az senin bilip de tattığın kadar..."