Oldukça etkileyici ve düşündürücü bir eser. Aslında körlük sadece gözlerimizde değil aklımızda, ruhumuzda ve vicdanımızda... İnsan olarak kendi dünyamızı kendi ellerimizle mahvediyoruz. Körlük fiziksel bir hastalıktan ziyade aslında ahlâkî ve etik değerlerin çöküşünü simgeliyor. Kitap ilerledikçe ve körlük arttıkça insanlardaki aç gözlülük, bencillik ve merhametsizlik artıyor. İnsanoğlunun gerçek kimliği ortaya çıkıyor.
Eserde dikkatimi çeken diğer bir nokta ise; romanın bilinmeyen kişiler arasında, bilinmeyen ülkede, bilinmeyen zamanda geçmesi... Ülke isimsiz, karakterler isimsiz.. Bir doktor, doktor'un sekteri, ilk kör adam, eşi vb. şeklinde nitelemekte karakterleri. Bunun amacı da bence toplum olarak bu olayları hepimiz yaşıyoruz. Bu yüzden herkesi bu eserin kahramanı olarak görüyor yazar. Körlük, sadece bir roman değil topluma tutulmuş bir ayna bence. Bakmak isteyene... O zaman sırada "Körlük"adlı film ve yazarın "Görmek" adlı eseri var
Umut ve iyilik her şeye rağmen iyiki var...