Bir günde rahatlıkla bitirilebilecek, akıcı ve hayatın içinden bir kitap. Okurken sık sık kendime “Ben de böyle mi düşünüyorum acaba?” diye sordum. Yer yer düşündürücü olduğu kadar komik anlar da barındırıyor. Babasını kaybeden Doppler’in hayattan beklentilerinin nasıl değiştiğini, inandığı her şeyin nasıl altüst olduğunu görüyoruz. Aslında bir gün onun yerinde bizim de olabileceğimiz gerçeğiyle yüzleşiyoruz.
Kitap boyunca hissettiğimiz duyguların değişebileceği, yarına dair heveslerimizin zamanla farklılaşacağı sık sık karşımıza çıkıyor. Basit gibi görünse de, duygu yönetiminin hayatta ne kadar önemli olduğunu; “sadece ben varım” desek bile aslında yalnız olmadığımızı hatırlatıyor.
Tavsiye eder miyim? Kesinlikle ederim. Bu kitap bana bunları hissettirdi; size hissettirdikleri farklı olabilir. Yine de beklentinizi çok yükseltmeden okumanızı öneririm.