canım benim, yaşamda bütün insanlar için yeterli ışık bulunduğunu,
bir gün o ışığı herkesin göreceğini, onu bütün
şenlikleriyle kucaklayacaklarını bilmek ne güzel şey!
Biz kadınların sevgisi saf değildir!» diye sürdürdü.
Biz sevmeye gerek duyduğumuz şeyleri severiz. Söz gelimi
sizi düşünüyorum da, siz ki ananızı özlüyorsunuz, ne ihtiyacınız
var ananıza? Halk için acı çeken, hapishaneye ya da
Sibirya’ya giden, ölen bunca kişi için de durum aynı... Karanlıkta,
karda çamurda, yağmur altında yollara düşen, buraya
gelmek için yedi kilometre yol tepen o gencecik kızları kovalayan
ne? İten ne? Sevgi! Katıksız sevgi bu işte! İnanıyorlar,
Andrey, imanları var. Bense, böyle sevmesini bilmem. Andrey!
Benim olan, benle ilgisi olan her şeyi severim ben!
Yalnız,
görüyorum ki iyi insanlarsınız, evet, iyi insanlar! Ve halk uğruna
kendinizi zor bir yaşantıya adamışsınız, evet, acılı bir
yaşantıya, gerçek uğruna. Sizin gerçeğinizi ben de anlamış
bulunuyorum: Güçlü zenginler varoldukça, halkın hiç bir şeyi
olmayacak, ne adalet, ne mutluluk, hiçbir, şey! Baksanıza,
aranızda yaşıyorum; kimi geceler eski yaşantım gelir aklıma,
ayaklar altında çiğnenen gücüm, ezilen yüreğim... Aklıma
geldikçe de kendi kendime acırım. Ama ne de olsa, yaşantım
daha iyi şimdi. Her geçen gün kendimi biraz daha kendim
olarak görüyorum... Kendimi buluyorum...