Ya benim kadar âşık değilsin, ya benim kadar cesur değilsin. Tek hamle, korkma. Sana ‘Dur’ diyecek değilim. Ben aşk için öleyim ki sen de aşka inanmış olarak ölesin.
“Âşığım diyorsun. Bu nasıl aşktır ki iki yanın bir araya gelip de bütününle hakkını gelmiş ve geçmiş herkese helâl etmiyorsun? Bu nasıl aşktır ki kan davası güdüyorsun, her şeyi affetmiyorsun? Âşık kendisini yakacak cehennem ateşinin önünde önce bir süre ısınır, bilmiyor musun?”
Yanlış atılmış bir ilme onları birbirine bağladı. Öyle kavîydi ki bu düğüm bundan böyle biri “Gel!” dese öbürü anında koşacaktı. Biri “Gel!” demese öbürü çağıracaktı.
Aşkın zamanı yok anı var, kelâmı yok ama ışığı var.