“Kitapları ne yaptın?” diye sormuştum o akşam. Kitaplar en zoruydu, biliyordum. Yıllardır o evden o eve koli koli taşıdığın, bin türlü nakliyeci suratı çektiğin, evlat gibi üzerine titrediğin ama işte bir gün gelip vedalaşılması icap eden kitaplarını öyle birine emanet etmeliydin ki, bir daha dönüp almayacak da olsan, bundan böyle emin ellerde olduklarını bilmen gerekirdi.
Tepkinin en keskin temsilcisi de Tolstoy'dur. O der ki "Büyük adamın rolünü o kadar büyütmeyin; kaya çürür, kayanın altı çürür, boşalır ve o kayaya öylesine dokunan onu yıkmış olur."