Işığı kendinden olan Atman, prana gücüyle bedeni canlı tutar ve her irade buyurduğu yere gider. Kendinden olan Atman, birçok surete bürünür, ya dostlarla birlikte eğlenir ya da karabasanlar görür. Ne ki, maddeye bağlı olmadığından ve özgür olduğundan, hiçbir şey O’nu etkilemez. Düş görme halindeyken şurada burada dolaştıktan sonra, Kendi Yeri’ne geri döner.
Ah şu kilise diyip dururdu. Tanrı’ya yönelik olan bu kadar farklı ve görünürde de birbiriyle çelişen yaklaşımlara kucak açma sağduyusunu göstermiş olsaydı, ne kadar aklı başında bir tarihe sahip olurdu.
Dişil yapının gezegensel simgesi Ay olarak kabul görülür, doğası gereği düzensizdir ve düzensiz de kalmalıdır, ondan güneş yapmaya çalışırsanız sürekli gecesiz kalırsınız.
Tarih değiştikçe köleliğin yerini işçilik, tacizin yerini de özgür seçim almıştır, insanlığın gözlerini kapatmak için sadece kavramları değiştirilmektedir.