Otomatik Portakal: klonlanmış, içindeki kabın şeklini alan insanlar.
Hani elinizden düşürmek istemediğiniz, yarına bırakırsam hikayeyi unuturum diye korktuğunuz derecede sizi etkileyen kitaplar olur ya, işte onlardan biri....
Kitabı inceleyecek olursak öncelikle yazar gibi bölümler halinde değerlendirmenin doğru olacağını düşünüyorum:
Birinci Bölüm : "Alex ve onu suç makinesi haline getiren arkadaşları"
Alex ve üç arkadaşı yarın yokmuşçasına yaşamakta ve anarşik faaliyetleriyle dünyanın zevkini sürmektedirler. Nedir bu anarşik faaliyetler dediğinizi duyar gibiyim ? Hırsızlık,cinayet,fuhuş ve hatta otomatik portakal kitabını yok etmek.... Açıkçası kitabın ilk bölümünde son derece değersiz dört insanın suç işlemekten keyif alan yaşantılarını okumak beni sıktı diyebilirim. Ne var ki, birinci bölüm Aptalof'un, Alex'i polisin eline düşürmesiyle merak uyandıran bir şekilde sonlanıyor.Alex hayatını çalan eski dostları, ebedi düşmanlarından intikamını alabilecek midir?
İkinci Bölüm : "Otomatik Portakal Alex Olgunlaşıyor"
Tutukevine giren Alex'in girdiği hapishane öyle sıradan hapishanelerden değil. Sözde ıslah evi maksadıyla suçluları topluma kazandırmayı amaçlayan bir laboratuar. Burada Alex ruhunu kötülük yapma duygusundan arındırmanın yolunu din de buluyor. Ancak daha sonra hapishane yetkililerinin kendisine özgürlük vaadi sunmasıyla Alex'in kişisel arzuları, kötülükten arınma isteğinin önüne geçiyor. Alex, özgürlük vaadiyle hapishane doktorunun filmler,müzikler yoluyla yaptığı türlü psikolojik, ruhsal işkencelere maruz kalıyor ve bir nevi insanlara yaşattığı ızdırap kendisine yaşatılıyor. Yaşadığı manevi ızdırapların sonucunda Alex ödül olarak özgürlüğüne kavuşan ancak kişiliğini kaybeden " otomatik portakal'dır " artık...
Üçüncü Bölüm : "Hangi suçlu, toplumun