Sedat kzn

Sedat kzn
@Sedatkzn
"İnsanlar ve cinler ahiretteki amellerine, niyetlerine ve kalplerinin hicret derecesine göre tabakalara ayrılırlar. Kim dünyada kalbini ve amelini Allah'a hicret ettirdiyse, ahirette saadet kapısının en yüksek mertebesine ulaşır."
Reklam
"Kalp tefekkür ettikçe dirilir. Tıpkı yağmur feryat eden toprağı nasıl canlandırırsa, zikir ve tefekkür de paslanmış kalpleri öylece nurlandırır."
İbn Kayyim bu eserinde "İki Hicret"i şöyle tanımlar: Birinci Hicret: Kulun kalbiyle, sevgisiyle, kulluğuyla ve tevekkülüyle Allah’a hicret etmesi. İkinci Hicret: Amelde, ahlakta ve sünnete uymada Hz. Muhammed'e (s.a.v.) hicret etmesi. "Allah'a hicret; O'nu sevmek, O'na kulluk etmek, O'na yönelmek, O'na tevekkül etmek, O'ndan korkmak ve O'nu ummaktır. Kalbin bu hicreti öyle bir noktaya varmalıdır ki, kişi artık Allah'tan başkasını murat etmez hale gelsin." "Resulullah'a hicret ise; hayatın her anında, gizlide ve açıkta, sözde ve amelde sadece O'nun getirdiği şeriatı hakem tayin etmektir. O'nun sünnetinden başka bir yolu rehber edinmemek, kalbi sadece O'nun rehberliğine teslim etmektir."
"Kul, Allah’tan başka her şeyden hicret edip yalnızca O’na yönelmedikçe kalbindeki o derin vahşeti (yalnızlık ve ürüntü hissini) gideremez. Kalbin ünsiyeti ve huzuru, ancak bütünüyle Mevla’sına dönmesiyle mümkündür."
​"İnsanın içinde iki büyük otorite sürekli savaş halindedir: Nefis ve Kalp. Nefis, tabiatı gereği her zaman aşağıya, toprağa, şehvete ve rahatlığa meyleder; kalbi de peşinden sürüklemek ister. Kalp ise iman nuruyla donatıldığında yukarıya, yücelere, Arş'ın sahibine doğru uçmak ister. ​Hicret, kalbin nefse karşı galibiyet ilan ederek yönetimi ele geçirmesidir. Kul, nefsinin her arzusuna 'hayır' diyebildiği ölçüde bu yolda mesafe kat eder. Nefsinin kölesi olan müstebitler, zahiren saraylarda yaşasalar bile ruhları zindandadır."
Reklam