"Kendine haksızlık ediyorsun" dedi Aziz, sesini alçalttı. "Hepimiz neysek oyuz. Önemli olan kendimizi değiştirmeye, dönüştürmeye cesaretimiz var mı?..."
Demir bir kapı gibi üzerine kapanmıyordu bu ilişki. Aksine, çoktan beri kilitli kapıları açıyordu. "Uç" diyordu. "Istediğin yöne, dilediğince uç..."
Aziz'in aşkı da kendisi gibiydi: Esaretten değil özgürlükten besleniyordu!
"..Demek bir kadın bir erkeğin ruhuna âşık olunca hasta vücudunu da böyle sevip arzulayabilirmiş. Bunu birilerine anlatmaya kalksa anlayan çıkar mıydı?"