Sedef Kurt

Sedef Kurt
@Sedef_kurt
Diyetisyen
27 Kasım 2002
4 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
“sandım ki kalbim yerinden çıkacak bu dünya hengâmesinde! ben yunus değilim, bu tufan beni yutar. ben ibrahim değilim, bu ateş beni yakar.”
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine Bir avuç yem bıraksan ölür müsün, a gülüm
Şiir
Endişe, kötümserlik, karamsarlık ve bunalmak nefsin kendi kendine yaptığı hızlı bir cezalandırmadır. Nitekim çoğu psikolojik hastalığın kaynağı fıtrata muhalefet etmektir. Dünyadaki neredeyse en yaygın hastalık da depresyondur. Çünkü insan bilerek ya da bilmeyerek fıtratının ilkelerine ters hareket ediyor, bunun üzerine kendi kendini cezalandırıyor. Eğer fıtrat, kemâli (bütünlüğü) sevmese ve ona ulaşmak için çabalamasaydı bu kemâle ters bir iş yaptığında, kimse kendi kendini cezalandırmazdı. Allah Teâlâ'nın çizdiği programdan çıkan her insan mutlaka nefsi tarafından cezalandırılır. Bu cezalandırma sert huylar, katı hareketlerle tepki verme, tahammül edilmesi güç sözler, can sıkıntısı ve bunalma olarak kendini gösterebilir. Böyle bir insan iç huzursuzluğun acısını çeker.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Alıntı
Resulullah'in buyruğunda 'güzel ahlak olarak açıklanan iyilik, sağlıklı bir insanın nefis ve kalp huzuru ile yaptığı şeydir. Kötülük (günah) ise sağlıklı insanın ancak nefsinde bir şüphe, kalbinde tereddüt ve huzursuzluk hissederek yaptığı iştir. Öyleyse huzur, iyiliğin göstergesidir; tereddüt, huzursuzluk ve insanların öğrenmesinden korkmak ise kötülüğün göstergesidir. Ancak bazı ameller konusunda durum anlaşılmaz olup akıl ve vicdan, hakikati karıştırabilir. Böyle bir durumda akıl ve vicdan yol gösterilmeye, keskin bir görüşe ihtiyaç duyarlar. Hevesler, şehvetler, âdetler, taklitler, yol gösterdiğini söyleyen sapkınların etkileriyle insan ve cin şeytanlarının verdikleri vesveseler sebebiyle hakikat akla ve vicdana gizli kalabilir. Bir şeyi terk etmek hususunda böyle bir şüpheyle karşılaştığı vakit Müslüman'ın yapması gereken, harama düşme korkusundan ötürü şüpheli ameli terk etmektir. Bir fiili yapmak hususunda helâl ile farzın karıştığı durumlarda ise Müslüman'ın yapması gereken, farz olanı terk etmekten sakınmak için bu ameli yerine getirmesidir.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Alıntı
Numân bin Beşîr (r.a.), “Resûlullah Efendimiz’i şöyle buyururken işittim” demiştir: “Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisi arasında, birçok kimsenin bilmediği şüpheli hususlar vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. Kim de şüphelileri işlerse, zamanla harama düşer. Aynen sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her sultanın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arâzisi de haram kıldığı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu sâlih olursa, bütün vücut sâlih olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.”
Din