Resulullah'in buyruğunda 'güzel ahlak olarak açıklanan iyilik, sağlıklı bir insanın nefis ve kalp huzuru ile yaptığı şeydir. Kötülük (günah) ise sağlıklı insanın ancak nefsinde bir şüphe, kalbinde tereddüt ve huzursuzluk hissederek yaptığı iştir. Öyleyse huzur, iyiliğin göstergesidir; tereddüt, huzursuzluk ve insanların öğrenmesinden korkmak ise kötülüğün göstergesidir. Ancak bazı ameller konusunda durum anlaşılmaz olup akıl ve vicdan, hakikati karıştırabilir. Böyle bir durumda akıl ve vicdan yol gösterilmeye, keskin bir görüşe ihtiyaç duyarlar. Hevesler, şehvetler, âdetler, taklitler, yol gösterdiğini söyleyen sapkınların etkileriyle insan ve cin şeytanlarının verdikleri vesveseler sebebiyle hakikat akla ve vicdana gizli kalabilir. Bir şeyi terk etmek hususunda böyle bir şüpheyle karşılaştığı vakit Müslüman'ın yapması gereken, harama düşme korkusundan ötürü şüpheli ameli terk etmektir. Bir fiili yapmak hususunda helâl ile farzın karıştığı durumlarda ise Müslüman'ın yapması gereken, farz olanı terk etmekten sakınmak için bu ameli yerine getirmesidir.