“Hem sonra, halk neden giremiyor duruşmalara, yalnızca sanıkların akrabalarının girmesine izin var? Adil bir yargılama yapıyorsan, herkesin önünde yap yargılamalarını… neden korkuyorsun?”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hırsızın,katilin cezasını jüri, sıradan insanlar kesiyor… köylüler,esnaf. Tamam. Peki ama hükümete karşı olanların cezasını yine hükümet kesiyor. Nasıl oluyor bu? Sen bana hakaret edeceksin, ben senin suratının orta yerine patlatacağım ve sen de bunun için beni yargılayacaksın, elbette suçlu bulacaksın beni, oysa önce sen hakaret etmiştin bana. Sen kimsin? Sensin.”
“Yeryüzünde her şeyin yeterince var olduğunu, ama sayısız zenginlikler içinde halkın yoksulluk çektiğini, yarı aç yaşadığını görüyordu. Kentlerde, Tanrı’ya hiç de gerekli olmayan altınlarla, gümüşlerle dolu tapınaklar vardı, oysa bu tapınakların önlerinde yoksul insanlar, ellerine ne zaman bir bakır para bırakılacağını beklerken titriyorlardı.”
“İnsanlar bir telaş içindeler, hiçbir şeyden haberleri yok, hiçbir şeyin tadını çıkaramıyorlar; buna zamanları da yok, istekleri de.. Yeryüzünün ne denli zengin olduğunu, üzerinde ilginç ne çok canlının yaşadığını bilselerdi ne çok mutlu olurlardı. Oysa her şey insanlar için, her insan her şey için, öyle değil mi?”