“Yarın ne olur, işten çıkarsam ne olur, parasız kalırsam, hastalanırsam, çalışamazsam… Bunları düşünmekten yoruldum tükendim artık. Bundan böyle rahat etmeyi istemek hakkım değil mi? Çalışmamak değil istediğim şey; evde oturmak da değil. Gezmek, tozmak, alışveriş yapmak peşinde değilim. Sadece yarını, beş sene sonrasını, on sene sonrasını düşünmek istemiyorum.
Rahat dediğim şey, kafa rahatlığı. Bana para harcayan değil, benden para almayan biri olsa yeter. Durumu iyi olsun, ‘Artık gelecek kaygısı duyma, ben varım’ desin. ‘Bana bir şey olursa o var’ diyebileyim, ‘birlikte hallederiz’ diyebilsin, böyle biri olsun. Gelecekse böylesi gelsin diyordum.”
“Yedi saat sonra gelebilirim ancak” dedi. “Olur” dedim. “ Yedi saat beklerim ben seni, bir şey değil. Ne var beklemeye.” Ömür beklemekle geçiyor zaten.