Ve yine soruyor kendine:
Peki, bunca yıl ne yaptın?
Hayatının en iyi yıllarını hangi mezarlığa gömdün?
Gerçekten yaşadın mı yoksa yaşadığını mı sandın?
Siz istiyorsunuz ki sizinle aynı otobüse binen herkes sizle beraber son durağa kadar gelsin. Unutuyorsunuz insanların gidecekleri yerler bambaşka, herkes size bir müddet eşlik edecek ve inmeleri gereken yerde inecek. Kızmayın kimseye, küsmeyin. Herkes bir gün gitmeye gelmiyor mu?
Ve nihayet sustu o eski enkazın gürültüsü...
Kolay olmadı ama o mezarlıktan kendi küllerini çıkardın.
Artık geçmişin yasını tutmuyor gözlerin; çünkü anladın, hayat geç kalınan yer değil, her şeye rağmen yeniden başlanılan yerdir.
Çarpsan kara sevdayı en azından yüzbinle,
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle…
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle,
Ama her defasında geri döndüm seninle!
Hangi düğüm çözülür, nazla, sitemle, kinle?
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle…
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin..?
Yavuz Bülent Bâkiler
Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır
Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır
Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır
Nurullah Genç