'Şu anı düşün! Sence kaç kişi sevişiyordur? Kaç kişi günah işlediğini, kaç kişi iyi bir iş yaptığını, kaç kişi bir işe yaramadığını, kaç kişi yarı yolda bırakıldığını, kaç kişi kendi iyiliği için bir şeylerden vazgeçtiğini, kaç kişi az sonra ölebileceğini, kaç kişi az sonra bir çocuk sahibi olacağını düşünüyordur? Düşünmeden yaşıyoruz da ondan. Sandığımızdan çok az düşünüyoruz da ondan.' demişti. Bense 'düşün' dediğinde bile düşünmemiştim.
#ÜçŞarkıVaktiKadar'dan
Yoksa maksadım bir vasiyetname yazmam mi? Hayır! Çünkü ne malım var kadıya yedirecek, ne dinim var şeytana verecek. (Ne mal dârem ki divân behored / Ne din dârem ki şeytan bebered)
Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. Unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim...