Sefa Köse

Eleavucasığmayan
Etrafına bakındı. 'Orayı bilebilecek kıyafetli biri"ni arıyordu gözleri. Fakat, sadece eli açık vaziyette duran bir dilenci vardı. Bu dilencinin orayı bilmesinin, bilse dahi doğru tarif edebilmesinin mümkünatı yoktu. Çaresizdi. Gönülsüz ve ümitsizce sordu. Dilencinin yüzü gülüyor, gözleri ile açık olan elini işaret ediyordu. Bir kaç lira sıkıştırdı o ele. Pek makul olmayan bir tarif aldıktan sonra dilencinin kulağına eğildi. Belki en falza beş tümce söyleyecek kadar kulağına fısıldadı. Bu süre zarfında dilencinin gülen yüzü yavaş yavaş düştü. Para için her daim tek bir biçimde duran eli gevşedi. Parmakları, avucuna çekildi. Doğrulup yola düşmek üzereydi. Son olarak " Bu dediklerimi aklında tut. Aksi halde kimse onları senin avucuna sıkıştıramaz!" dedi ve bu kez kendi gülerek yola düştü. #U'mutsuzlar'dan
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Komşu, komşu!
Komşusu ağlarken, gülen bizden değildir buyrulmuştur. #U'mutsuzlar'dan
Edebiyat
Pişmanlık
Bizler..." diyordum içimden. "Bizler, pişmanlıkların terbiye ettiği insanlarız." Fikirlerimizin dahi, önünde ya da sonunda illa ki  'keşke' vardır. #U'mutsuzlar'dan
Edebiyat
Fazlalıklı Korkulu Yalanlar
Belirsiz fazlalıklara korkular ile yaklaşıyorlardı. Çünkü insanımızın doğruları çok azdı. Doğrular bitince, ki çok çabuk bitiyordu, yalanlar başlardı.
Edebiyat
Çoraplar
'Bazı çoraplar, onları giyen kadınların bacaklarından daha güzel.' diye düşündü.
Edebiyat