Etrafına bakındı. 'Orayı bilebilecek kıyafetli biri"ni arıyordu gözleri. Fakat, sadece eli açık vaziyette duran bir dilenci vardı. Bu dilencinin orayı bilmesinin, bilse dahi doğru tarif edebilmesinin mümkünatı yoktu. Çaresizdi. Gönülsüz ve ümitsizce sordu. Dilencinin yüzü gülüyor, gözleri ile açık olan elini işaret ediyordu. Bir kaç lira sıkıştırdı o ele. Pek makul olmayan bir tarif aldıktan sonra dilencinin kulağına eğildi. Belki en falza beş tümce söyleyecek kadar kulağına fısıldadı. Bu süre zarfında dilencinin gülen yüzü yavaş yavaş düştü. Para için her daim tek bir biçimde duran eli gevşedi. Parmakları, avucuna çekildi. Doğrulup yola düşmek üzereydi. Son olarak " Bu dediklerimi aklında tut. Aksi halde kimse onları senin avucuna sıkıştıramaz!" dedi ve bu kez kendi gülerek yola düştü. #U'mutsuzlar'dan