"Etrafım yüzlerce zenciyle çevriliydi; onlar tarlalardaki emekçilerdi, pamuğu toplayanlar, yolları yapanlar, evlerimiz için ağaç kesenlerdi. Yoksuldular, hastalıklı ve pistiler, kimileri tembel ve miskindi ama yaşamım boyunca bana onlardan tiksinmem, içlerinden birinden korkmam, içlerinden birine kabalık etmem gerektiği ya da onlardan birine kötü davranabileceğim, bununda yanıma kâr kalabileceği fikri asla aşılanmadı. Onlar benim dünyama saygısızca dalmadılar, bende onlarınkine dalmadım: Ava çıktığımda bir zencinin arazisine izinsiz girmedim, orası bir zenciye ait olduğu için değil, hiç kimsenin arazisine izinsiz girmemem gerektiği için. Bana zihinsel toplumsal konum ya da refah düzeyi açısından benim kadar talihli olmayanları asla ezmemem, sömürmemem öğretildi. Ayrıca bu herkesle ilgiliydi, sırf zencilerle değil. Bunun tersinin nefret edilesi bir şey olduğu anlamam sağlandı."