"Piknik düşünün: orman, patika, çayır. Bir araba kır yolundan sapıp çayıra dönüyor, arabadan da delikanlılar, şişeler, yiyecek dolu sepetler, kızlar, radyolar, fotoğraf makineleri çıkıyor... Kır ateşi yakıyorlar, çadırlar kuruluyor, müzik çalıyor. Sabah olunca da çekip gidiyorlar. Bütün gece bu gelenleri korkuyla gözleyen hayvanlar, kuşlar ve böcekler saklandıkları kuytulardan çıkıyorlar. Ne görürler? Otların üzerinde araba yağı, benzin döküntüsü, sağa sola atılmış bozuk bujiler, yağ filtreleri. Çaput parçaları, yanmış lambalar atılmış, biri de ingilizanahtarını düşürmüş. Lastiklerin dişlerinden yerlere, bilinmeyen bir bataklıktan geçerken kalan çamur bulaşmış... Ve tahmin edileceği üzere, kır ateşinin izleri, elma artıkları, şekerleme kağıtları, konserve kavanozları, bis şişeler, birinin mendili, birinin çakısı, eski ve buruşuk gazeteler, bozuk paralar, başka bir çayırdan solmuş çiçekler..."