Gördüğüne Asla İnanma Kitabını okuma sebebim yazarın kitapta bahsettiği katille kendi profilinin 9/10 uymasıydı. Kendisi de Toskana geçmişi olan bir doktor, kitaptaki Kurt takma adlı katil de. Ürpertici bir ayrıntıydı ve kitaba başlama sebebim oldu.
Başlarda psikoloji terimleriyle dolu olduğu için kitap ilk etapta okurlara sıkıcı olduğunu düşündürebiliyor. Ama ileride cinayetleri çözmek için o ilk sayfalarda epeyce ayrıntılı anlatılmış psikoloji terimleri okura el feneri görevi görüyor ve bir bulmaca çözer gibi hissettiriyor.
Kitabı okuyanların bir bölümü kitabı sevmediklerini belirtmişler. Yorumlara bakarak kitap almanın kötü yönleri olduğunu fark ettiğim bir kitap oldu.
Sevilmeme sebebi sanıyorum ki kurguyu oluştururken yazar psikoloji bilgilerini epey öne çıkarmış. Bana soracak olursanız bu beni rahatsız etmedi. Ben bu tarz konuları sevdiğim, bu konulara aşina olduğum için sıkıcı olduğunu düşünmedim.
Kısaca bahsetmek gerekirse olayın baş kahramanı Milano Devlet Üniversitesi Psikoloji Enstitüsünde profesör olan Dr. Trevis. Çalıştığı enstitünün babası kabul edilen Prof. Meriurgo bir cinayete kurban gidiyor ve profesörün hayatındaki yeri diğer meslektaşlarından daha farklı olan Trevis bu olayın peşine düşüyor. Akabinde kendini birden katilin menzilinde buluyor.
Yani romanda "kurt" veya "vampir" olarak anılan bir katil var. Kan akıtmaktan, kan görmekten zevk alan ve buna güzelliğe/mükemmelliğe ulaşmak adını veren bir cani. Ve öyle deli falan da değil akıl sağlığı, insanlarla bir arada yaşayabilecek kadar yerinde ve tıpkı Trevis ve Meriurgo gibi üniversitede profesör kendisi. Bu bağlamda epey merak uyandırıyor.
Asla tahmin edemeyeceğiniz olayları size uzatılan ipleri bir araya getirerek düğüm yapıyor ve son düğümü katilin boğazına geçirecekmişsiniz gibi hissederek