Kütüphanede altı yıl sonra tesadüf eseri edebiyat öğretmenimle karşılaşmam sonucu bu kitabı hemen okumam gerektiğini söyledi. Bende o gün içerisinde kitabı elime alıp okumaya başladım, okumaya başladığım andan itibaren iyi ki şuan bu kitabı okuyorum dedim. Çünkü kitap biyografi olarak geçiyor fakat tam olarak biyografi sayılmaz.
Oğuz Atay bir insanı tam olarak anlatmıyor, bir insanın bilime olan katkısını ve sevgisini anlatıyor. Zaten bir insanın bilime olan sevgisini anca Oğuz Atay bu kadar iyi anlatabilirdi.
Kitap Mustafa İnan'ı her yönüyle ele alıyor, ailesini, doğduğu evi, çocukluğunu ve en çok da bilime olan sevgisini, öğrenme ve öğretme isteğinin hiçbir zaman bitmediğinden bahsediyor.
Mustafa İnan her daim insanlara bilgiyi en doğru şekilde nasıl aktarabilirim diye düşünüyor( gösteriyor). Prof'un dediği gibi G.Leibniz yedi yaşında çoğu kitabı ezbere biliyorken Mustafa İnan savaştan dolayı başka bir şehire göç etmek zorundaydı.
Yani demem o ki her insanın bir gün muhakkak bu kitabı eline alıp okuması gerektiğidir.
Kitapta geçen bir cümlede "Herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikayet eder; fakat asla zekâsından yakınmaz. Bilmez ki hafıza, zekânın bir unsurudur."
Umarım sizde bu kitabı okuduğunuz zaman benim kadar keyif alarak okursunuz. Şimdiden keyifli okumalar. :)