Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çağdaş insan kendini metaya dönüştürmüştür,yaşama gücünü en fazla kâr getirecek bir yatırım olarak görmekte ,kişilik pazarında yerini almaktadır.Kendisinden,diğer insanlardan ve doğadan kopmuştur .Artık dileği ,hünerlerini ,bilgisini ve kendisini ,yani "kişilik paketini" alışverişin kendisi gibi dürüst ve kârlı olmasını isteyen biriyle değiştirmektedir.Yaşamin ilerlemekten başka amacı , kârlı bir alışverişten başka ilkesi, tüketmenin dışında bir doygunluğu yoktur .
Bu koşullar altında Tanrı kavramının ne anlamı olabilir??
Batı felsefesinin genel çizgisine göre doğru olan paradoksal yaklaşımın zıddıdır.Son gerçeği doğru düşüncede bulması beklendiği için,doğru eylem önemini kavramış fakat en önemli yer doğru düşünceye verilmiştir.Dinin evriminde bu durum ,dogmalarin formülasyonuna ,bunlar üzerine bitmez tükenmez tartışmalara ve inançsızlara ,kiliseye karşı çıkanlara karşı bagislamaz bir tavra yol açmıştır.Sonunda dindar tavrın temeli "Tanrıya inanmak "olarak öne çıkmıştır.Elbette bu ,kişinin doğru yaşanası gerektiği hususunda bir kavramın olmadığı anlamını taşımaz.Fakat yine de Tanrıya inanan kişi Tanrıyı yasamasa da kendini , Tanrıyı içinde yaşatıp da ona "inanmayan"kişiden üstün tutar .
Düşünceye verilen önemin tarihsel olarak son derece önemli bir başka sonucu daha vardır .Gerçeğe düşüncede ulaşmak sadece dogmanin değil ,aynı zamanda bilimin doğmasına da yol açmıştır.Bilimsel düşüncede ,doğru düşünce aydın olma dürüstlüğü gerektirdiği kadar bilimsel düşüncenin pratiğe uyulmasını da -ki bu tekniktir -gerektirir .
Paradoksal mantığın görüşü bir eliyle dogmayi,diğer eliyle bilimi geliştirmek yerine insanın niteliğini değiştirmeye yönelir.Hint , Çin ve mistik görüşlerde kişinin dinsel gorevo doğru düşünmek değil,doğru hareket etmek veya Bir'le yoğun bir düşünce eyleminde olmaktır
Paradoksal mantık görüşüne göre,önemli olan düşünce değil eylemdir .Bu tavrın birçok başka sonuçları vardır .Her şeyden önce bu tavır Hint ve Çin dinlerinde rastlanan hoşgörüyü doğurmuştur.Dogru düşünce son gerçek ve kurtuluşa götüren yol değilse, başkalarıyla,düşünceleri bizlerle aynı olmayan insanlarla kavga anlamsızdır.Bu hoşgörü , karanlıkta fili tanımlamalari istenen adamların öyküsünde pek güzel dile getirilir .Adamlardan biri filin hortumunu elleyerek "bu hayvan hortuma benziyor "der ;bir başkası kulaklarına dokunup "bu hayvan yelpaze olsa gerek ",der ; üçüncü adam elini filin bacaklarına uzatıp hayvanı sütuna benzetir .