Yılın zortu olarak Quicksilver’ı seçmiştim ama bu kitap da o seviyeye çıktı (hatta epey bir geçti). Ben uzattıkça uzatan biriyimdir, o yüzden uzun ve bol gömmeli bir inceleme olacaktır. Ben de korkuyorum aslında çünkü ÇOK uzun olacak gibi ama hadi bakalım.
Klasik uyarımızı da verelim: Spoiler içerir.
Baştan sıralamayı da yapalım yoksa ben eminim, konudan konuya atlayıp her şeyi birbirine karıştıracağım.
1- Dünya kurulumu
2- Karakterler
3- Olay örgüsü
4- Mantık hataları, saçmalıklar
5- Kitapta kadınların yeri
6- Yazarın anlatımı, yazım yanlışları ve göremediğimiz editörlük
7- Nevernight: Kuzgunun Gölgesi ile karşılaştırma
(EDIT: İncelemeyi bitirmiş Irmak olarak geldim. AŞIRI uzun oldu, şu anda da bunu tekrardan okuyup düzenleyecek sabra sahip değilim. Herhangi bir yerde herhangi bir hata varsa kusura bakmayın ^_____^.)
DÜNYA KURULUMU:
Kitabın kendine ait bir dünyası var ama yazar bunu önce bir iskelet oluşturup, üzerine düşünüp, yavaş yavaş planlayıp oluşturmaktansa aşure yapar gibi canı ne istediyse atmış içine. Aşurenin içinde nar da fındık da fasulye de bulunur ya; insan arada bir durur, “Bu aşure ne garip yiyecek, nar ve fasulyenin birbiriyle ne alakası var ya?” diye düşünür. Bu dünya hakkında edindiğiniz her bilgide de aynı şeyi düşünüyorsunuz. Ama arada bir fark var: Aşurede bir şekilde uyum yakalanmış, bu dünyada ise öyle bir uyumsuzluk var ki akıllara zarar.
Ethernia diye bir krallıkta geçiyor olaylar, bir harita da konulmuş ama tamamen gereksiz. Bir kere bile dönüp bakmama gerek kalmadı. Öyle karışık, çok büyük bir krallık da değil ki. Düzgünce de anlatılmıyor.
Ama asıl sorunlar suikastçı akademilerinden bahsedilmesiyle başlıyor. Darkstalkers ve Raven diye iki akademi var, bunlar krallığa çalışıyor. Görevlendiriliyor, hainleri bulup öldürüyorlar. Bu