Ağlanacak birşey anlatmadım daha.Ağlamalı yere bıle gelmedik ne acelen.Ama onun bana değil , kendıne ağladığını anladım. İnsan karşısındakine ağlamaz ; ona bakar, ona aglıyormuş gibiı yapar ama asıl kendıne aglar .
Şöyle bir durdum salonda.Ağlıyorum bir yandan.Çimdikledim kendimi "Bana bal Selime " dedim , "bak Mustafa ya bir iğne ucu götüremedi giderken. sen neden bunca dert edersin eşyayı? Değil mi ki bırakıp gıdersın gunun birinde ha şimdi olmuş ha sonra.Kolların kopuyor ev süpürürken canından kıymetli mi? Azıcık aşım kaygısız başım " dedim
Kalbın kapıları vardı. Korunması kolaydı. Ama vesvese, kapıları bırbır aşarak girmiyor, kalpte doguyordu.Olan doğrudan kalp evınde, gönül hanesinde oluyordu.