‘Neşesiz dindarlık’, hayatı ve dini acılaştırıyor. Endonezya’nın en büyük camiinde bir sabah namazı öncesi vaiz cemaate şen şakrak bir şeyler anlatır ve onları güldürebilirken, bizim din anlayışımız çok somurtuk olabiliyor. Latife, şaka, mizah ve nükte, dini hayatlara nadiren sokuluyor ve bu haliyle de yaşanan din, dışarıdaki hayatın coşku ve neşesini tam manasıyla içine alamıyor. Din ve hayat ayrışıyor. Dindarlığı dünyadan bir tür el etek çekme, riyazet asık suratlılık ve ruha ıstırap vermek olarak gören ve kurgulayan zihniyet, dinin insana dair olduğu gerçeğini ıskalıyor.