"İnsan gençliğinde bir küpmüş. Düştü mü düştüğü yerde kalırmış ilk zamanlar ama her düşüşte bir köşesi kırıla kırıla, sonunda bir küreye dönüşür, yuvarlanııııır gidermiş. Anlayacağın, ilk düşüşlerin acıtır ama her düşüşün sana bir dahasında daha usturuplu düşmeyi öğretim kızım... "
Babam ne zaman bir şeye çok üzülsem, kızsam bu örneği verirdi.
Toplumca "Allah'ım aklıma mukayyet ol" diye düşündüğümüz günlerdeyiz ya hani.
Mevlana'nın şu meşhur sözü gibi:
"İsyanlardayım dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı."
"Yaşam öyle sert rüzgarlarla savuruyor ki bizi, kendimizi o rüzgardan korumak için kat kat duvarlar örüyoruz. O esinti içimize işlemesin diye ama bunu yaptıkça, bir bakıyoruz ki, kendi yarattığımız kalın ve karanlık duvarların içinde tutsak kalmışız. Yalnızlıktan boğuluyoruz aslında. "
Dedemin meşhur sözüydü: "Ağaç gibi ol, vakur... Köklerine sahip çık ama ne ağacı olacağına dikkat et. Kaskatı, kuru bir ağaç olursan ilk fırtınada kırılır dalların. Sen Söğüt ağacı ol. Rüzgara göre esneyen dalların olsun senin."