Bir ceylanın bir aslana av olması insana korkunç gelse de, bu en derin manasıyla sevgiydi. Bu sevgi bizim düşündüğünüz şekilde şefkatli, koruyucu bir sevgi değil, saf sevgiydi. Varoluşun devamı için tüm türlerin cevherlerinde gizli olan öze doğru yaptıkları fedakarlığın adıydı sevgi.
“Bu hayatta hiçbir şey bedelsiz değil,” demişti Rumi bir gün ders yaparlarken. “Allah’un yarattığı bu göklerin altında nefes almak için bile nefes vermek zorundayız.”
Şükür, minnet, neşe, coşku, huzur gibi duyguları daha fazla hissedebilmek; öfke, nefret, utanç, suçluluk gibi duyguları ise bertaraf edebilmek insanın Yaradan’a ulaşma, kamil insan olma yolculuğundaki en önemli adımlardandı.
İnsanın menzili yokluk olmalı ki çömlekten farkı olsun. Nasıl ki çömleği tutan, dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.
Eğer Tanrı var ise o zaman insanın var oluşunun bir amacı vardır. Ama eğer Tanrı yok ise o zaman insanın var oluşu kısıtlı bir zaman dilimi içinde mümkündür ve o yaşama anlam kazandırmak sadece insanın kendi ellerindedir. O anlamı kazandıramazsa ölümü bir son nokta olacaktır.