"... bizim en önemli ve temel görevimiz, siyaset yapmak değildir. Bizim ve bütün ülke ve ulusun bugün tek görevi, topraklarımızda bulunan düşmanı süngülerimizle kovmaktır."
Efendiler, dünya, sınav alanıdır. Türk ulusu, bunca yüzyıllardan sonra yine bir sınav, hem de bu defa en zor sınavlar karşısında bulunduruluyordu. Sınavda başarılı olmadan, bize karşı iyi davranışlar beklemek doğru olabilir mi?
Ülkemizde bulunan düşmanları silah zoruyla çıkarmadıkça, çıkarabilecek ulusal varlığımızı ve gücümüzü kanıtlamadıkça, diplomasi alanında ümide kapılmanın doğru olmadığı konusundaki düşüncemiz kesin ve değişmezdi... Gerçekten de bugünün hayat koşulları içinde, bir birey için olduğu gibi, bir ulus içinde güç ve yeteneğini yaptıklarıyla gösterip kanıtlamadıkça saygı gösterebilmesini ve önem verilmesini beklemek boşunadır.
Meclislerde yönetilen ülkelerde de, en tehlikeli yön, bazı milletvekillerinin yabancılar adına ve hesabına çalınmış ve satın alınmış olmalarıdır. Millet Meclislerine kadar girme yolunu bulabilen vatansızlara rastlanabileceğine, tarihin bu konudaki örnekleriyle inanmak zorunludur. Bunun için ulus, kendi vekillerini seçerken çok dikkatli ve kıskanç olmalıdır.
Efendiler, bütün ordusu üstün düşman karşısında yenilip, kendiliğinden geri çekilirken, kılıcını çekip tek başına atını, düşman başkomutanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk komutanları görülmüştür.