Anadolu basınının kullandığı sert dilin hafifletilmesi, İtilaf devletlerinin zulüm ve saldırılarına son vermeleriyle mümkündür. Bu kadar haksızlıklara, eziyetlere, hatta katliamlara karşı haykıran suçsuz bir ulusu susturmak haksızlığını bizden istememelidir.
Adana ilindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılan Ermenilerin süngülerinin tehdidi altında, her dakika öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlardı.
Ulus, tarihin ancak devletlerin yıkılma ve çökme gibi kargaşalarında kaydettiği çok önemli ve tehlikeli anları yaşıyordu. Böyle anlarda, şansını ve kaderini kendi eline almakta aymazlık gösteren ulusların gelecekleri karanlık ve felaketlerle doludur.
Türk ulusu bu gerçeği anlamaya başlamıştı. Bu anlayışının sonucu olarak, kurtuluş ümidi veren her içten işarete koşmaktaydı. Ancak bir toplumun uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve eğitiminin etkisinden bir günde, bir yılda kurtulup özgür kalabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir.
Bu sebeple durumu ve gerçeği bilenler, ellerinden geldiği kadar bağlı bulundukları ulusu aydınlatıp yol göstererek, ona, kurtuluş hedefine yürümekte önderlik etmeyi en büyük insanlık görevi bilmelidirler.