Genç kızlar romanını okuduğumda daha 20 yaşların başında idim. Muhtemelen gezici kütüphaneden aldığım kitapların arasındaydı. Cok romantik gelmisti. Yıllar boyunca aradım. Yazarı kimdi? Hangi yayınevinden çıkmıştı? Bilmiyordum. İki üç gün önce aklıma geldi, yapay zekaya sordum ve büyük bir sürprizle karşılaştım. kitabın yazarı Arnavutköy kız Koleji'nde okuyan çok genç bir Türk kızıymış. Normalde yabancı dilden çeviriler yapıyormuş "Kendim kitap yazsam tutulur mu ?diye sorduğunda da hayır demişler. O da böyle bir çözüm bulmuş Manisa'da ailesinin yanındayken tefrika halinde yazmış Kitabın geçtiği yer, İstanbul'da Arnavutköy kız Koleji, romandaki kahramanlarda kendi arkadaşları yıllar sonra itiraf ettiğinde hiç kimse inanmamış.hayat ne ilginç. Nihal Yeginobalı'nin kitabı Genç kızları tekrar okudum. Aynı keyfi aldın mı bilmiyorum. herhalde yazar ile yapılan söyleşideki itirafları da beni etkiledi. Ama en onemlisi, şimdiki ben o zamanki ben değildim. Sonuç olarak başkalarının kitabının benim kitabım diye sunulduğu bu dönemde kendi kitabının başka birinin kitabıymış gibi tanıtması çok ironik geldi. Emeğe, hayal gücüne ve okura dokunan kitaplara saygı.
Genç KızlarNihal Yeğinobalı · Can Yayınları · 2014279 okunma
Yazar adeta " yazabiliyorum. O halde 780 sayfa yazarım "diyerek kendini ispatlamaya çalışmış. Polise severim ve sonucunu merak ederim. Bu kitabı okurken bir kaç kez bırakma raddesine geldim, çok uzun ve gereksiz ayrıntılar icinde boğulduğumu hissettim. Atlaya zıplama göz gezdirmek ve kitabin sonunu okumak istedim. Ama sabredip bitirdim. Bir süre Robert Gailbraith Ve Cormoran Strike okumaya ara vermeliyim.
Kitabın sonunu tam olarak anlayamadım.
Gerçekten ne kadar da çok karakter vardı. Hepsinin de kendilerine göre fikirleri, beklentileri ve planları vardı.
Ayrica adam öldürmeyi istemeyen birine göre, Her ne kadar bazilari hak etse de kitabın sonunda çok fazla ölü vardı.
Kısa ama umut dolu bir kitaptı. Millie ve ailesi arasindaki problemler çözülür diye ummuştum.
Gerçekten de 2nci ve 3ncu kitap arasındaki köprüyü kurmuş.
Kitabin tarzı farklı geldi vana. Genellikle dar ortamlarda cinayet işlediğinde katil uzakta olmuyor. Burada seri cinayetler işleniyor ve hepsi normal ölüm, hastalık soğuk algınlığı, yaşlılık filan gibi değerlendiriliyor. Fayda sağlayanlar da hiç olayların yakınında degil. Bir bağlantı kurulmuyor. Neyseki yakalanmayan katillerin kendi egolarına yenik düşmeleri, polisle eğlenme istekleri yakalanmalarına zemin hazırlıyor. Burada da öyle oldu.
Kitapta tanıdığımız kahramanlar yoktu. Polis de fazla becerikli görünmüyordu. Bir ara ben de büyünün gizemini kapıldım. Okurken biraz da ürperdigim bölümler oldu.
Suçlu her zamanki gibi beklediğimden farklı çıktı.
Ölüm BüyüsüAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2018702 okunma