Fatih Selim

Geçmişinden derin hayal kırıklıkları taşımak Ortadoğu halklarının kaderidir. Hepimiz yaralı, kan damlayarak devam ediyoruz hayata. Dost bildiğimiz, en güvendiğimiz kişiler yaraladı bizi. Üstelik onlar da bu suçu, önceki en sevdiklerinden devralmıştı. Belki biz de, sonrakilere bırakacağız bu acı mirası.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sevgiye aç olmak mı?
Sevgiye muhtaç olmayı da sevilmeye bağımlı olmayı da utanılacak bir noksanlık olarak görmem bilakis sevgisizlik çağında bir erdem olarak görürüm.
Sevgi yaratıcıdandır
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde, yeme-içme, barınma ve bürünmeden sonra güvenlik ihtiyacı gelir. Ardından ait olma ve sevilme. Sevmek ve sevilmenin hayati olduğunu bilim, sahte bebek deneyinde ve yetimhane deneyinde kanıtladığını düşünüyor. Öte yandan insan Yaratıcısının ruhunu taşımaktadır, yani onun çok küçük bir prototipidir. Bunu Yaratıcının sıfatlarını taşınmasından da anlıyoruz. Yaratıcı herşeyi görür, insanın da gözü vardır, Yaratıcı her şeyi bilir, insan da bilen öğrenen bir canlıdır. Eğer insan seviyor ve seviliyorsa bu Yaratıcısının muazzam bir muhabbet sıfatına sahip olduğunun işaretidir ancak
Sevgi
Dünya sevgi üzerine kaimdir. Annenin evladına sevgisini al insan neslinin soyu kurusun. Kadın erkek arasındaki duygusal çekimi çek al yine aynı sonuç. Üstelik bu duyguların alternatifi bile yok. Sevdiğin birisinin kokusunu içine çekmek, dokunmak veya güzel sözler işitmek, hediye verdiğinde yüzündeki gülümsemeyi görmek ne kadar mutluluk verici değil mi?
Hassas ruhlar "sana ne", "hayır", "bana ne" demeyi öğrenemezse hep acı çekiyor.