...hükümetleri "halkı yönetme bahanesi ile yalnızca kendi kişisel çıkarları peşinde koşan ve yoksulları kendileri için mümkün olan en düşük ücretle çalıştırıp emeklerini almak için kullanan zenginlerin bir komplosu" olmakla suçlar, mülkiyetin ve paranın kaldırılmasını ister. Çünkü para, çokça kaygı ve düzenbazlık fırsatları üretir.
Hayatı daha yaşanabilir kılmak adına yapılan onca şeye rağmen bir çok farklı kaygı türü çıktı ortaya; bu kaygılar da dünyayı serinkanlı görmeyi daha zor hale getiren, uzun zamandır var olan eski kaygılara ilave oldular. Sürekli değişim hali, belirsiz bir gelecek korkusunu tetikliyor; büyük şehirler yalnızlık barındırıyor; tıp yalnızca tedavi etmiyor, aynı zamanda hastalık kuruntularını besleyen, sürekli birbirine eklenen potansiyel tehdit listeleri üretiyor; görünmez mikroplar ve virüsler geçmişin iblis ve gulyabanilerinin yerini alıyor; keskinleşen akıl ve artan refah, endişelerden koruyamıyor insanı; geleneksel hiyerarşik düzenler yıkılırken özsaygı daha da ele geçmez oluyor; rekabetçilik, stresi artırıyor; İşyerindeki baskılar çalışma arkadaşları arasındaki ilişkilere zarar veriyor; başarısızlık korkusu yetersizlik hissini güçlendiriyor ve ne daha fazla boş zaman ne de daha fazla alkol yeterli olabiliyor tüm bunların üstesinden gelmeye
Bir ülkeyi veya tüm dünyayı değiştirmek isteyenler bunu, hoşnutsuzluğu körükleyip ona kumanda ederek, hedeflenen değişimlerin makul ve arzu edilir olduğunu ıspatlayarak başaramazlar. Büyük umutların nasıl alevlendirileceğini ve bu alevin nasıl körükleneceğini bilmeleri gerekir.