Mademki İslâm’ın her derdine razı olduğunu bildiriyorsun;
Vazifen: Dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısıracak. Buna sevineceksin!
İLİM öğreniniz. Çünkü onun öğrenilmesi Allah’a karşı HAŞYETTİR. Talebi İBADETTİR, müzâkeresi TEŞBİHTİR. Ondan bahis ise CİHADDIR..
Reklam
Öyle ise ey nefsim! Sana beka yolunda ibadet, hizmet ve manevi cihad için verilmiş olan ömür sermayesinin dakika ve saatlerini öldürme. İbadet, taat ve hidemat-i Muriyeye sarf et.
“ İyi bir dava uğruna kötü çocuk olmak, insanın başına çok sık gelmez. ”
Sayfa 77 - YKYKitabı okudu
Gerçek şair, hakiki sanatçı, bunu istemediğinde bile bir "davanın " parçasıdır. Onun sanatı-şayet gerçekse- her zaman yalana karşı bir tanıklıktır. Sanatçının kaçınılmaz olarak "dava insanı" olması bundandır .
124 syf.
8/10 puan verdi
Kitapta en aklımda kalan bende etki bırakan yerleri yazmak istiyorum. Benim burada beğenip beğenmemek değil de ne çıkardığım, ne kazandığım önemli düşüncesindeyim. Öncelikle Kerim karakterine olan üzüntüm o kadar fazla ki. Ailesi ölen Kerim’i Murat yanında tutuyor. Dava peşinde koşanları mutluluk ile dinliyor. Okula gidenlere öyle bir gözle bakıyor ki. Murat’ın dava peşinde koşarken Kerim’i görmemesi üzmüştü. Onun da bir hayat yaşaması lazımdı. İlhan’ın, ablasının nişanlısıyla olan sahneyi İlhan’ın bakış açısıyla baktım ve uzun zamandır aslında böyle küçük şeyleri bile aslında normalleştirdiğimi fark ettim. Murat’ın öldüğü zaman Asım’ın “ Neyi helâl edeceklerdi? Alacaklı olan Murat’tı.” sözü ve herkes gittiğinde Kerim’in Murat’ın mezarında gözyaşı dökmesi benim en etkilendiğim yerlerdi. Kerim belki içinden “ Yine tek başıma kaldım. Yine kimsem yok.” diyerek düşündü mü acaba dedim kendi kendime. Sonunda ne olacak İlhan ne yapacak derken arkadaşımın “ Bence İlhan, Murat gibi olacak. Yani kitap başa dönecek gibi o yüzden böyle bitti.” demesi ile kitabı kafamda tam olarak oturttum. İlk başlarda sıkılsam da içten içe keyif almışım. Kitabı bitirdikten sonra anladım.
Ya Tahammül Ya Sefer
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201312,9bin okunma
Reklam
Bu dâva çile, mücadele davasıdır!..
~•~ Allah'ım, afiyet istiyorum. Sıhhat, sağlık... Hitap geliyor: — Sen bilmiyor musun ki, bu yolda olanlara âfiyet yoktur! ~•~
Aslında tam olarak cesur ya da korkak değildim. Tek istediğim adaletin sağlanmasıydı.
İslâm dava olmaktan çıkmışsa kozların tamamı gayr-i müslim siyaset odaklarının eline geçmiş demektir.
Görülüyor ki zinâ daha çok ikrarla sübût bulan bir günah‐suçdur. Nitekim Allah’ın Resûlü’nün döneminde uygulanan zinâ cezalarının hepsi de itirafa dayalı infazlardır. Yukarıda açıkladığımız yollarla sâbit olmayan zinâ yalnızca şüphe ile dâva ve ceza konusu edilemez. Şüphe ne derece gerçeğe yakın olursa olsun, durum değişmez. Zinânın Kur’ânî cezası belirlenmeden önceki uygulamayı yansıtan aşağıdaki hadîs bu hakikati açıklamaktadır: Allah’ın Resûlü şöyle buyurur: “‐ Eğer delilsiz olarak bir kişiyi Recm edecek olsaydım, filanca kadını mutlaka Recm ederdim. Çünkü konuşmaları, davranışları ve kişilerin evine girip‐çıkmaları sebebiyle onda şüphe, elle tutulur gözle görülür gibi olmuştur.”
Sayfa 582 - İ. Mâce, Hudûd 11 (Hn. 2559).
Reklam
“İçindeki yaratıcılığın gittikçe kuruması nedeniyle gerileyen yazar, sanatçı, bilim adamı er ya da geç ateşli vatanseverlerin, ırkçılık simsarlarının, kışkırtıcı çığırtkanların, kutsal dava cengaverlerinin saflarına sürüklenecektir.”
Aziz kardeşim;
Karanlık zindanlara atarlarsa, ışık; paslı vicdanları görürsen, ümit; imansız kalplere rastlarsan, Nur vereceksin. Sen verdiğin için, suç; sen getirdiğin için, ceza; sen konuştuğun için, mahkûm olacaksın. Ve buna şükredeceksin!
Ayrıca insanı iyileştiren sadece insandır yine, tıpkı insana acı verenin sadece insan olması gibi
*** Yoldaşlar! Komünist partisi bir gönüllü işidir. Halk partiye, işçilerle köylüleri, kapitalistlerle toprak ağalarının baskısından kurtarmak gibi yüce bir dava uğruna mücadele etmeyi istediği için gönüllü olarak katılır. ***
Sayfa 109 - Yordam YayınlarıKitabı okuyor
“Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
Sayfa 176 - Wilhelm StekelKitabı okuyor
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.