Franz Kafka’nın Dava adlı eserini okuduktan sonra, neden dünya edebiyatının en önemli romanlarından biri olarak kabul edildiğini daha iyi anladım. Kitap, ilk sayfalardan itibaren merak uyandıran bir atmosfere sahip ve okuyucuyu sürekli düşünmeye yönlendiriyor. Olayların gelişiminden çok, karakterin yaşadığı psikolojik durum ve içinde bulunduğu belirsizlik ön plana çıkıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın yarattığı bunaltıcı ve gizemli atmosfer oldu. Karakterlerin yaşadıkları olaylar bazen mantıklı bir açıklamaya kavuşmasa da bu durum eserin etkisini artırıyor. Okuyucu olarak ben de ana karakterle birlikte sürekli bir sorgulama içinde bulundum. Bu nedenle kitap, sadece okunup geçilen bir roman olmaktan çok, üzerinde düşünülmesi gereken bir eser niteliği taşıyor. Kafka’nın anlatım tarzını oldukça başarılı buldum. Dili genel olarak sade olsa da anlattığı olayların arkasında birçok farklı anlam bulunuyor. Kitabı okurken adalet, birey, otorite, özgürlük ve toplum gibi kavramlar üzerine düşünme fırsatı yakaladım. Yazar, doğrudan mesaj vermek yerine okuyucunun kendi yorumunu yapmasına olanak tanıyor. Bu yönüyle her okuyucunun kitaptan farklı çıkarımlar yapabileceğini düşünüyorum. Eserin en etkileyici taraflarından biri de insanın kendini zaman zaman çaresiz ve yalnız hissetmesini çok güçlü bir şekilde yansıtmasıydı. Ana karakterin yaşadığı duygular ve karşılaştığı durumlar, okuyucuda empati kurma isteği oluşturuyor. Bazı bölümlerde yaşanan olaylar alışılmış romanlardan farklı ilerlediği için dikkatli okumak gerekiyor. Ancak bu farklılık kitabı daha özgün ve akılda kalıcı hâle getiriyor. Kitap boyunca sürekli bir merak duygusu hissettim. Olayların nereye varacağını öğrenmek isterken aynı zamanda karakterlerin davranışlarının nedenlerini anlamaya çalıştım. Bu
Büyük Kudüs Gecesi - Diriliş Buluşması vesilesiyle aldığım bu kitap, tabiri caizse beni derin bir uykudan uyandırdı diyebilirim, elhamdülillah. Nasıl ibadetlerimiz bir süre sonra rutine bağlıyor gibi oluyor ve eski lezzeti alamıyorsak Filistin davası da benim için biraz öyle olmuştu, bunu fark ettim. İlk zamanlardaki kadar dua etmiyordum; eski heyecan, eski dava aşkı yoktu içimde, rutine bağlanmıştı bir nevi. Lakin kitabı okuyunca tekrardan fark ettim ki “Mescid-i Aksa, Filistinlilerin vatan davası değil, tüm Müslümanların inanç ve beka meselesidir.” (s. 119) Elhamdülillah... Kitabı okurken Said Ercan hocamın [youtube.com/shorts/-mvIWorC...] videosunu gördüm ve tam kitabı okurken denk gelmesi de gerçekten çok hoşuma gitti. Diriliş Buluşması konferansında Said Ercan hocamın oğlu minik Yusuf Bera da vardı ve Yusuf Bera'nın bizlere söylediği şeyi ben de sizlere aktarmak istiyorum: "Eğer bir İsrail askerine tokat atmak istiyorsanız boykota devam edeceksiniz." İbrahim (a.s.)'ın ateşine su götüren karınca misali, faydamız olmasa da tarafımız belli olsun inşallah. Erbakan Hocamızın sözüyle bitirelim: “Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği yahut tankı değil, imanlı gençliğidir.” (s. 140)
Kudüs’e Ses VerSaid Ercan · Ravza Yayınları · 2023305 okunma
Dava, insanın nedenini bilmediği bir suçluluk duygusu ve anlaşılmaz bir düzen içinde adalet arayışını konu alan, modern edebiyatın en önemli eserlerinden biridir.
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
Franz Kafka/Dava
Romanın başkahramanı Josef K., bir sabah hiçbir açıklama yapılmadan tutuklandığını öğrenir. Ancak hapse atılmaz; normal yaşamına devam etmesine izin verilir. Josef K. neden suçlandığını öğrenmeye çalışırken kendisini karmaşık, anlaşılmaz ve bürokratik bir yargı sistemi içinde bulur.
Mahkeme görevlileri, avukatlar ve çeşitli kişilerle görüşmesine rağmen suçunun ne olduğunu öğrenemez. Zamanla bu belirsizlik Josef K.'nın hayatını ve psikolojisini etkiler. Romanın sonunda Josef K., suçunun ne olduğunu hâlâ bilmeden iki görevli tarafından idam edilir.
Temalar
》Bürokrasi ve otorite
》Adalet sisteminin karmaşıklığı
》Suçluluk ve vicdan
》Bireyin çaresizliği
Yabancılaşma ve yalnızlık
Kitabın Mesajı
Kafka, bireyin anlam veremediği güçler karşısındaki çaresizliğini ve modern toplumdaki bürokratik yapının insan üzerindeki baskısını eleştirir. Roman, okuyucuya adalet, özgürlük ve insanın varoluşu üzerine düşündürücü sorular yöneltir.
Kitabın içindeki en ünlü bölümlerden biri olan "Yasa Önünde" öyküsü, adaletin ve yasanın kapısında ömrünü tüketen ama içeri asla alınmayan bir adamı anlatarak kitabın tüm felsefesini özetler.
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
Eser, kitabın baş kahramanları olan Selim ve Leyla'nın lise dönemini konu alarak başlıyor. Selim, lisede arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi çok sevmeyen, ergenlik yıllarını kitap okuyarak geçiren bir gençtir. Aynı sınıfta okuduğu Leyla'ya âşık olur; ancak Leyla'nın bundan haberi yoktur. Selim, arkadaşının tavsiyesi üzerine Leyla'ya bir mektup yazar ve arkadaşı da bu mektubu ona ulaştırır. Leyla mektubu okur ancak ilk başta tepkisiz kalır. Leyla ve Selim birbirine zıt iki karakter gibidir. Hatta kitapta bu durum ikisi için şöyle anlatılır: Leyla,"Sanki hayatı, bir çizgi üzerinde ilerleyen, her hamlesi önceden hesaplanmış kusursuz bir matematik problemiydi. Sayılar arasında güvendeydi. Aşk ise çözülemeyecek bir bilinmeyendi ve o, bu denklemi çözmek için ne bir çaba sarf ediyor ne de bir merak taşıyordu; sadece görmezden geliyor, varlığını yok sayıyordu." Selim için ise "ruhu fırtınalarla sarsılan, direncini yitirmiş, rotasını şaşırmış, kaybolmuş bir gemiye benzerdi" ifadesi kullanılır.
Selim ikinci mektubunu yazar ve bu kez bir buluşma yeri de belirler. Okuldan sonra mahallenin arka sokağındaki pastanede buluşup yüz yüze konuşacaklardır. Bu buluşmanın ardından ilişkileri ilerler. Liseden mezun olduktan sonra Leyla'nın babası da onların birbirlerine olan bağlılıklarını fark eder ve evlenmelerine rıza gösterir. Evlendikten sonra aynı evde yaşamalarına rağmen birbirlerine mektup yazmaya devam etmeleri benim çok hoşuma gitti. Bir süre sonra Zeynep adını verdikleri bir kız çocukları olur.
Selim çok okuyan ve yazmayı seven bir karakterdir. En büyük hedeflerinden biri yazar olmaktır. Bir sabah her şeyden habersiz şekilde uyanır; kapı çalar ve gelen polisler hiçbir açıklama yapmadan onu alıp götürür. Selim, yaşadığı bu durumu Franz Kafka'nın Dava adlı eserinin baş kahramanı Josef
Bu sayfalar, ne adı konabilen bir suçun ne de somut bir yargının etrafında dönüyor daha çok insanın kendi varoluşuna karşı açtığı sonsuz ve görünmez bir davanın tutanağı niteliğinde. Toplumun kuralları bürokrasinin soğuk dili ve “doğru” diye dayatılan kalıplar bu davanın içinde insanı giderek daralan bir labirente hapsediyor.
Suçsuzluğunu kanıtlamaya çalıştıkça varlığı parçalanan açıklama ürettikçe daha da kaybolan bir bilincin hikayesi bu. “Dava”nın asıl ağırlığı hükmün kendisinden ziyade hükmün nedenini asla bilememekte yatar. Ve sonunda geriye, kaçınılmaz olanın karşısında bile söz bulamayan suskun ve kırılgan bir insan kalır.