Selim Servan Demirel

Selim Servan Demirel
@SelimServan
İki zıt görüşlü insanın da dost olabileceği bir toplum yarattığımızda, insanlığın kapısından içeri giriyoruz demektir. Saygılarımla...
Hamal
Kendimi bilirim.
İstanbul
5 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Çin’in Guangzhou kentinde bir banka soygunu.... Soygunculardan biri bankadakilere bağırır: “Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir.” Herkes sessizce yatar… Bunun adı“Zihin Değiştirme Kavramı”dır. Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek… Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama bacaklar ortada... Soyguncu bağırır: “Edebini takın. Bu bir soygun, ırza geçme değil!” Bunun adı “Profesyonellik ”tir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş! Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar. Daha genç olanı (MBA derecelidir) daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra terk): “Abi, hadi şu paraları sayalım,” der. Daha yaşlı olanı dercki: “Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz.” Buna “Deneyim” derler! Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir. Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen polisi aramasını söylemiş.Şef demiş ki: “Durun hele Müdürüm. Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?” Buna “Dalgayı yakalamak” derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu! Müdür der ki: “Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!” Buna “Sıkıntılardan kurtulmak”derler. Kişisel mutluluk işinden çok daha önemlidir. Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış! Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup saymışlar parayı… Tekrar tekrar saymışlar.Bakmışlar hepsi topu topu 20 milyon! Çok kızmışlar bu işe: “Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir el hareketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!” Bu “Bilgi altından daha
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
DÜŞMANA SALDIRIRKEN TANYA'YI DÜŞÜNÜN!!! Zoya Kosmodemyanskaya (TANYA) 1942 yılının Ocak ayıydı. Moskova buz kesmişti. Öyle soğuk bir yel esiyordu ki, ölüm bile üşüyordu... Moskova yakınlarında bir cenaze töreni. Gömülen 18 yaşında bir genç kız. Sessiz sedasız gencecik bedeninin üstü buzlu toprakla örtülüyordu. Mezarın başındaki tahtada şunlar yazıyordu: Zoya Kosmodemyanskaya. Doğum 1923 ~•>Ölüm 1941 Kimdi bu Zoya Kosmodemyanskaya? Niye ölmüştü? Zoya, “yaşam” demekti. 1923 doğumluydu. Rusya'da eğitimli bir ailenin kızıydı. Babası kütüphaneci, annesi öğretmendi. Kitaplarla büyümüştü. Daha 15'inde Puşkin'i, Tolstoy'u, Cervantes'i, Goethe'yi, Shakespear'i okumuş, Beethoven ve Çaykovski dinlemişti... 16'sında Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin gençlik örgütüne “Komsomol”a katılmıştı… 1941 yılının Haziran ayıydı. Nazi Almanyası Rusya'ya saldırmıştı. Her gün yeni bir yer işgal ediliyordu. Zoya 18'ine yeni basmıştı, gönüllü olarak askere yazılmıştı. Annesi karşı çıkmıştı. Ama dinlememişti. “Düşman bu kadar yakınken başka ne yapabiliriz?” demişti.. Kısa süreli bir silah eğitiminden sonra Partizan'a katıldı.. Kod adı Tanya oldu.. saçlarını kestirdi.. Gören erkek sanıyordu. Görevi Moskova çevresinde işgal altındaki köylerde Naziler'e baskın yapmaktı. Tarih 25 Kasım 1941 idi. Tanya, Alman süvari alayının karargah kurduğu Petrischevo'yu basacaktı. Köye gizlice sızdı. At ahırları ve Rusların kaldığı evleri ateşe verdi. Tam uzaklaşacak, bir Rus işbirlikçisinin ihbarıyla yakalandı. Elbiseleri çıkarılınca kadın olduğu anlaşıldı. Naziler gece boyunca işkence ve tecavüz ettiler. Sordular. ‘Bilmiyorum’ dedi. Sordular. ‘Söylemem!’ dedi. Sordular... ‘Konuşmam!’ dedi... Sır vermedi... Sadece kod adını söyledi. Tanya. Naziler çılgına döndü... İşkence ve tecavüz sabaha kadar sürdü.
Selim Servan Demirel
Kaç gece öldüm ben bikirmisin yar, haberin varmıdır benden? Hangi ülkenin rüzgarları okşuyor tenini şimdi? Kaç mevsim geçti yalnızlığının üzerinden? Yokluğun ilmik olmuş ömrüme. Gidemiyorum, çaresizim. Öğrendim ben, cok sey öğretti baharda açmayan çiçekler, öğretti işte yaz güneşinde bile ısınamayacağımı sensiz. Ah benim yürek sızım, ah benim kaybolan heyecanım. Çıkıp gelsen şimdi, çare olsan imkansızlıklarıma.
Gezdim Şam ile halep, eyledim ilm-i talep. Bir insanda yok ise haya ile edep, okusada MERKEP, okumasa da MERKEP...