Aylar geçti, hala düşünmekten kendimi alamıyorum. Neden böyle davrandığına hiçbir zaman anlam veremezdim. Seviyor beni demek beni rahatlatıyordu. Önceden sevginden emin olurken, bana gösterdiğin diğer yüzünle beni tutan ellerin de kayboldu. Bir yere düştüm, gel diye bekledim. Geldin de ama sonra geri kayboldun. Ben bu hayatta bir seni sevdim, sende bu hayatta yanlış yapmaman gereken birine yanlışlarını sıraladın. Affetmek istedim, değiş istedim. İşte bu yüzden diyorum her zaman, ben senin için doğru kişiydim ama beni de kendi elinle mahvettin. Bildiğim bir şey varsa oda, pişmanlıkla beni her yerde araman olacak.
"Nasıl da sığdırmıştı beni kollarının arasına...
Bu koca dünyada sığınacak hiçbir yer bulamayan kızı, iki kolunun arasına nasıl da kolaylıkla sığdırmıştı."
Arkasından üzüldüğüm kişiyle ilgili biriyle konuşurken, dert yanıyorum. Sanki geçecekmiş gibi, konuyu anlatıp haklı olduğumu savunuyorum. Ama haklı ya da haksızın bir önemi olmadığının farkındayım. İki günlük dünyada o kadar boş şeyler için kalp kırılıyor ki, bir gün herkes ani kararlarının pişmanlığını çok acı bir şekilde yaşayacak.