Blogunda edebiyat,felsefe, siyaset ve insan doğası üzerine denemeler yazmaktadır. Amatör olarak müzikle ilgilenmektedir ...Bir Taarruz Pilotu S. Erdost ve Ayrıntıda Boğulanlar Klübü kitaplarının yazarıdır .
Beni hayatında tutmak istiyor. Ama ben alışık değilim böyle şeylere, birinin güvenebileceği biri olmaya, incitirim ben böyle bir insanı.
Kırılgan değil, sert aslında ama sert şeyler daha kolay kırılır.
Varoştaki durum da şöyle…
-Varoşa da mı gittin?
Gittim çünkü hastaneye gitmem gerekti, özel bir hastaneyi varoşun dibine yapmışlar. 3 km yürüyorsun ne taksi durağı var, dolmuşların içi takkeli, peçeli insanlarla dolu, binmek istemiyorsun tabii. Yürü yürü taksi için, acıktım. Bir lokantaya girdim. İçinde çember sakallı, takkeli ve şalvarını iple bağlamış adamlar var. Taliban Kebap salonu bildiğin.
-İyi cesaret Derin sendeki de …
-Cesaret değil Deniz! Açım aç!
Pide söyledim, geldi, çatal bıçak yok!
Dedim çatal bıçak lütfen!
Taliban dedi ki bizde yok öyle şey istersen kaşık var dedi.
-Ne????????
-Kaşıkla pide yiyebilirim sanki, elle ye diyor adam sana, bakıyor ters ters.
-Nasıl yahu? Neden??
-Peygamberin sünnetidir deyip bu Araplar gibi bizdeki salaklar da çatal bıçağı kaldırmışlar. Farzları hiç öğrenmiyorlar; çalma çırpma, hak yeme, adil ol! Elle maymun gibi yemek yiyip cennete gidecek bunlar.
Her yeri cehenneme çeviren bu insanlar, cennete gitse cennet cehenneme döner zaten Derin!
Bizim ülke insan öğütüyor artık, maymun ithal edip, kendi insanını yiyor.
Buzlu muhafaza içinde rakı bardağı, Ege bir zahmetsizlik, bir keyif kültürüdür. Hayat haz almak üzerine kuruludur. Bu gevşeklik burada doğmasa bile, burada yaşayan herkese sirayet eder. Hayat fazla ciddiye almadan yaşanır. Çok düşünmeden... Çok üzülmeden... Çok sevinmeden...
-Hmmm. Derin o yüzden 25 yıldır burada yaşamasına rağmen, “Ankaralıyım ben, Ankaralıyım ben...”deyip duruyor. Bu Akdeniz gevşekliği onun sert step zırhını bir türlü delememiş zahar.
Düşün 7-8 yaşında çocuklara verdiğimiz saçma sapan eğitim yüzünden, LaMDA’nın şimdiden sahip olduğu duyarlı zihni yok ettik. Çocuklar yapay zekanın halihazırda yapabildiği gibi ucu açık sohbetler etmekte zorlanıyor ve seçenek arıyor konuşmak için. Köleleşmiş ve kaypak bir zeminde işe yaramaz diplomalar ve dünya algısıyla gezinen zavallı yaratıklar haline geliyoruz.
-Sadece hayatlarımız değişiyor zannedip, gündelik değişikliklere uyum yapmaya çalışırken, geleceğimizin değiştiği ve bunun için düşünebilecek bir vaktimizin dahi olmadığı bir kaosta yuvarlanıp duruyoruz.
-Dünya üzerinde kalan son insan belki de bize seslenecek paradigma kaymıştı ve hepiniz oradaydınız!
Neden bir şey yapmadınız?
Şimdi Deniz ! Bir kadından kendi çocuğunu yapar erkekler, DNA kopyaladıkları için hem kadına hem çocuğa katlanma gücü bulurlar.
Bir de şöyle ahmakça bir şey düşünürler; bu kadın senelerce benim çocuklarıma baktı falan diye. O çocukların kadının da çocukları olması ve hem maddi hem manevi çocuklarla ilgili bakım sorumluluğu olduğunu düşünmezler.
Ben böyle adamlara hep şunu sorarım? “Sen başka bir kadından yaptığın çocukları mı eşine baktırdın? Yooo, bizim çocuklarımız derler. O zaman neden çocuklarıma baktı diyorsun, kadın kendi çocuklarına bakmış, sen kimsin? Bir duruşmalık işin var. “
Ama senin yaptığın müthiş bir şey. Sen daha evlilik nedir bilmeden, damatlığını çıkarıp bir anda kucağında başka bir adamın DNA’sını kopyaladığı bir kız çocuğu buldun. Daha eş olmayı öğrenmeden baba olmayı öğrenmek zorunda kaldın.
-Doğru diyorsun Derin, içimde varmış babalık benim, ben bile bilmiyordum.
-Var tabii, çoğu adam çocuk sahibi olur, ama baba olamaz. Sen kendi çocuğun olmamasına rağmen, baba olmayı başardın. İçinde sevgi, şefkat, hoşgörü, merhamet olmayan insandan ne baba, ne eş, ne evlat ne sevgili, ne dost hiçbir şey olmaz. İyi olmadan hiçbir şeyin iyisi olunmaz ki hassas pandacığım benim!