"Çok yürüdüğümü sanıp, dönüp arkaya baktığımda, başlama noktasından hiç de o kadar uzaklaşmadığımı görmek dünyanın en iğrenç duygularından biriydi. O kadar sinirlendim ki elimdeki çantalara aldırmadan koşmaya başladım. Yamaca doğru. Ben koştukça, kovaladıkça kaçıyordu her şey. (...) Bugüne kadar yakalayamadığım her şey için koşuyordum. Ellerimin arasından kayıp gitmiş her şeyin peşinden!"
Ölünün üstünde yürümeyi sevmiyorum. Ve dünya aklımda sadece bunu getiriyor, içine gömdüğü milyarlarca ölüyle. (...) Hepimizin altında bir ölü var. İnsanlık göndüğü yakınlarının üzerinde yürüyor. İnsanlık ölünün üstünde duruyor. Koşuyor, spor yapıyor..
"Hangisi doğru? Doğru diye bir şey var mı? Dünya bir karambol ve kimseye çarpmadan yürümeye başlamaktansa kollarımı daha da açarak herkesi devirmeyi tercih ediyorum. Delilik bulaşıcıdır. Emperyalisttir!"
"Bir de tabii ne istediğini bilenler var! Ufak yaşlarda, büyükleri geleceğe dair planlarını sorduklarında tereddütsüz yanıtlar veren ve de söylediklerini gerçekleştirenler var. Her şeyi ama her şeyi kontrol etmeye çalışanlar. Doğan güneşe hükmetmeye çalışanlar. Onlar da kişisel başarıları ve bunlardan kaynaklanan mutluluklarıyla yeterince aşağı kaydıktan sonra télé-ski'lere, télé-siege'lere binip tekrar yukarı çıkıyorlar. Tepsiden kopmamak, tamamen düşmemek için bütün paralarını ve enerjilerini tırmanmaya harcıyorlar. Düşüşlerini geciktirmek tek amaçları."