“Bütün o heyecan kıpırtısının içinde, başıma bunların geleceğini hissediyordum... Ne hissetmesi, bal gibi biliyordum. Yine de bu duyguyu sonuna kadar yaşamak istiyordum. Hem de delicesine, pervasızca yaşamak istiyordum. Öte yandan, aklımın aşk tarafından işgal edilmemiş bir köşesi hâlâ, yapma kızım, demeyi sürdürüyordu. Ama sesi o kadar cılız, benim bilinmeze duyduğum istek o kadar güçlüydü ki..."
“Tanıdık bir duyguydu, biliyordum. Yine de tuhaf bir şekilde bana yepyeni geliyordu. Acı vereceğini de hissediyordum. Ama bu duyguya kapılmaktan heyecan duyuyor, zevk alıyordum."
“İnsan âşık olunca yeniden doğmuş gibi oluyor. Sevdiğimiz insanın bir bakışı, bir dokunuşu, seslenişi aklımızı başımızdan almaya yetiyor. Nedenini, nasılını bilmiyorum, ama bu olağanüstü bir mutluluk.”
“Geçecek, her şey geçer, hepsi geçer. Hatta sonra, çok sonra anılar hükmünü yitirdikten, onu iyice unuttuktan, içindeki acının yerini kocaman bir boşluk aldıktan, keşke geçmeseydi dedikten sonra, keşke acısını bir hastalık gibi yüreğimde taşısaydım, desen bile geçer. Zaman insanla oynamayı seven, hem zalim hem de merhametli bir tanrıdır. Ona karşı çıkamazsın, yapman gereken beklemek. Onun, derin bir unutuşla bizi rahatlatacak örtüsünü üzerimize örtmesini beklemek... “