" Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum .Acı çekmek ,bayılana dek dayak yemek değildi.Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı ,kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi .Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey."
Kadın kahraman Gülşah'ın ağzından okuduğumuz bu hikâye, okuru zaman zaman çaresizlikle, zaman zaman umutla baş başa bırakıyor.
Duyguların daha olgun, yaraların ise daha derin olduğu bu romanda karakterlerin iç dünyasına daha fazla yaklaşıyoruz. Anlatımın sade ama etkili oluşu, bazı satırlarda durup düşünmeye, bazı yerlerde ise gözlerin dolmasına sebep oluyor. Ancak şunu da söylemeliyim ki sonunun böyle bitmesi acı verici. Tam da “acaba mutlu son var mı?” dediğimiz noktada yanıldığımızı görüyoruz. Bununla birlikte, hikâyenin bazı bölümlerinde insanın çelişkiye düşmemesi de pek mümkün olmuyor.
Bu çelişki özellikle karakterlerde kendini gösteriyor. Gülşah karakterinin bazı noktalarda tutarlı davranmadığını, kararlarıyla okuru ikilemde bıraktığını söylemek gerek. Öte yandan Şahin, mert biri gibi anlatılmasına rağmen, sevdiği kadının yanında durması gereken anlarda geri çekilen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, karakterlerin anlatım ile davranışları arasında bir kopukluk hissi oluşturuyor.
"Namaz şeytanın yüzünü karartır, sadaka belini kırar. Allah için birbirini sevmek ve ilim konusunda muhabbet şeytanın kökünü kazır. Eğer bunları yaparsanız ,güneşin doğduğu yer ile battığı yer arası kadar şeytan sizden uzaklaşır."
Arkadaşlarımın tavsiyeleri üzerine alıp okudum.Romanın kadın karakteri Balıkesirli Gülşah'ın üniversite yıllarında tanıştığı ve aslında bir ömür unutamayacağı erkek karakter Diyarbakırlı Şahin'in aşkını anlatıyor.
Bu kitap, yalnızca gerçek bir aşk hikâyesi değil; kimliğin, acının, suskunluğun ve bastırılmış duyguların(özellikle kadın karakter Gülşah açısından)iç içe geçtiği derin bir anlatı sunuyor biz okurlara.
Sevmenin bazen ne kadar zor, hatta bedelli olabileceğini satır satır hissettiriyor.
Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar, geçmişten gelen yaralar ve söylenemeyen cümleler oldukça gerçek hissettiriyor. Özellikle duyguların açıkça değil, susarak yaşanması beni çok etkiledi. Ara ara duygusallaşıp gözyaşlarıma hakim olamadım.(bu halime çok kızdım tabi,bu halime engel olamıyorum )Hikâye ilerledikçe insan, sadece olayları değil, karakterlerin kalbindeki yükü de taşıyor.
Anlatım sade ama güçlü. Yer yer durup düşünmeye, yer yer de içinizde bir sızı hissetmeye neden oluyor.
Bu kitabı okurken şunu da düşündüm: Bazı sevdalar sadece iki insan arasında değil; bir toplumun, bir kimliğin ve bir kaderin içinde yaşanıyor.