Bu arada bütün yasal haklara rağmen pek çok kadının hâlâ dayak yediği, kadın sığınma evlerinin dolup taştığı, doğuda genç kızların aile meclisi kararıyla idam edildiği gerçeklerini saklayacaktım elbette. Çünkü bunları konuşmak milli gururuma dokunuyordu. Hem bütün bunlar gerçeğin tümü değil, sadece bir parçasıydı.
Cumhuriyet diyecektim, devrimler diyecektim, Türkiye’de kadınların seçme seçilme hakkını Avrupa’daki birçok ülkeden önce aldığını, üniversite hocalarının yüzde kırkının kadın olduğunu anlatacaktım. Bu ülkede yarım asırdan fazladır fes giyilmediğini, erkeklerin dört kadınla evlenmediğini, Türklerin Arap olmadığını, İstanbul’da çöller ve develer bulunmadığını, kışın soğuktan herkesin kıçının donduğunu ve bunlar gibi bir sürü cümleyi ardı ardına sıralayacaktım.
Dostoyevski'den harika bir eser. Kumarı, kumar oynayanları, toplumun kumar oynayanlara karşı tavrını anlatan bir kitap. Kumarbaz. Benim okuduğum ilk Dostoyevski kitabı.
Aleksey İvanoviç, bir Rus generalin yanında öğretmenlik yapan bir kumarbaz. General ise borç batağında. Tek umudu ölmek üzere olan babaanne.
Generalin bir de üvey kızı var:Polina. Aleksey İvanoviç Polina'ya sadakatle âşıktır. Onun ağzından çıkacak tek bir sözcükle kendini bir yerden atabilir, birini öldürebilir. Polina ise onu sevmesine rağmen kâh bir Fransız'ın peşine kâh bir İngiliz'in peşine takılmıştır.
Miras umuduyla sürekli "Öldü mü? Öldü mü?" diye telgraf çekilen Rusya'dan bir gün cevap yerine babaanne gelir. Ve o da kumarı merak eder.
Bugün kumarın tanımını yapacak olsam risk almadır derim. Hayat da bir kumardır.
Kumarda yüzbinler kazanan bir kumarbaz ertesi sabah yine o kumarhaneye geri döner. Çünkü artık onun için önemli olan para değildir. Kazanmaktır.
Dostoyevski'nin de bir kumarbaz olması bu kitabı biraz daha otobiyografik bir romana dönüştürüyor. Çünkü Dostoyevski aslında kendi gözlemlerine yer vermiş kitapta.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma