Ne olursa olsun, hiçbir şeyin anlamı bulunmadığı ve her şeyden umudu kesmek gerektiği düşüncesiyle nasıl yetinebiliriz? Her şeyin sonuna dek gidilmeden, hiç değilse yalnızca şu sözcüğü oluşturmak için bile dünyada özdekten fazla bir şey bulunduğunu söylemek gerektiğine göre, salt özdekçilik diye bir şey olmadığı gibi, tümcül yoksayıcılık da olmadığı belirtilebilir.
Troya Savaşı savaş alanlarının uzağında yapılmakta!
Bu kez de, çağdaş kentin korkunç surları, "tini denizlerin durgunluğu gibi dingin", Helena'nın güzelliğini elimize vermek üzere yıkılacak.
Odysseus Kalipso'da ölümsüzlükle yurt toprağı arasında seçim yapabilir. Toprağı seçer, onunla birlikte de ölümü. Böylesine basit bir büyüklük bugün bize yaban cı. Daha başkaları alçakgönüllülükten yoksun olduğumuzu söyleyecektir. Ama, neresinden bakılırsa bakılsın, bu sözcüğün anlamı bulanık. Dostoyevski'nin her şeyle övünüp kendini yücelttikçe yücelten ve sonunda karşılaştığı ilk topluluk önünde utançlannı gözler önüne seren soytarıları gibi, yalnızca insan gururundan yoksunuz, sınırlarımıza bağlılık ve koşulumuzu açık görüşlülükle sevmekten baska bir şey olmayan insan gururundan.
Herakleitos' a göre, ölçüsüzlük bir yangındır. Yangın genişliyor, Nietzsche aşıldı. Avrupa artık çekiç vuruşlarıyla felsefe yapmıyor, top atışlarıyla felsefe yapıyor.