Gerçekte her milletin düşünce ve ihtiyaçları kendine özgü olduğu için siyasi ve toplumsal işlerde diğer bir milletin tecrübelerinden istifade etmek kadar çetin bir iş yoktur.
Zulüm ve haksızlığı doğuran tohumlar yaşamaya devam ettikçe, istibdadın gücü, bir milleti buna karşı direnç göstermeye sevk edeceği yerde onu hafife alarak cesaretsizlik ve itaat göstermeye sevk eder.
Ne denirse densin, bundan böyle meşruti idareden başka bir idare bizim işimize gelmez. Bize ciddi, şeref ve namusa uygun bir meşruti idareyi temin edebilecek olan ise, ancak gerçeklere ve fiili duruma dayanan, milli yöntem ve âdetlerimize, toplumsal ve siyasi düşüncemize uygun bir anayasa olabilir.